Snooker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Snooker etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

04 Mayıs 2010

Crucible'da Avustralya Bayrağı...






















 Robertson sonuna kadar hakettiği şampiyonluğa ulaştı. Martin Gould'u 11-5'den gelip turnuva dışına ittikten sonra Davis'i sürklase edişi, Carter'a karşı aldığı rahat galibiyet ve sonrasında yine geriden gelip Dott'ı mağlup edişi.... Britanya dışından kupaya uzanan ilk isim olmak kolay değil. Geçen sene de yarı finale kadar ilerleme başarısını göstermişti ama bu sene zirveye ulaşmayı başardı. 30 yaş öncesi kupaya uzanmak da psikolojik olarak önemli, elbette 30'lu yaşlar gayet makul bir dönem olsa da snooker için, bu olgunluk dönemine sağlam apoletlerle girmek kendi kariyeri adına dönüm noktası olabilir.  Dott, 3 finalde yalnıca 1 kez gülebildi. Buraya kadar gayet iyi geldi, Murph'yi 13-12 ile geçişi gayet etkileyiciydi. Sakin ve mütavazı yapısı ile sempatiyi direkt topluyor, yolu açık olsun.

Turnuva genel anlamda iyi geçse de Higgins'in şike skandalının ortaya çıkışı biraz gölge düşürdü. Dünya Şampiyonu olmuş halen de 1 numara daki bir ismin böylesi bir olaya karışmış olması gerçekten şaşknlık verici. Muhtemelen klasman da çıkarılacak ve bu şampiyonluk ile Neill Robertson Dünya 1 Numarası olacaktır.

Rocket için de tma bir hayal kırıklığı oldu turnuva. Geçen sene daha erken veda etmişti bu sene ise ancak çeyrek finali görebildi. Müthiş yeteneğine rağmen her an konsantrasyonunu kaybetmeye meyilli yapısı en büyük zaafı. Açıkçası bazen kabak tadı veriyor bu sallamaz, oyun bitse de gitsem tavırları ama yapacak bir şey yok, geçmişine -yaşadıklarına bakınca altında böylesi farklı bir kişilik olması da gayet normal.

2010 Robertson'ın yılı oldu, önce baba oluşu ve bu şampiyonluk. Bu müthiş yetenekle yeni finallerde görmek için fazla beklemeye gerek kalmayacak gibi...

29 Nisan 2010

Crucible'da Son Durum


Mark Selby 9-5'den gelip Sullivan'ı evine göndermeyi başardı. Rocket galibiyete yalnızca 4 frame uzakken o kadar darmadğındı ki açıkçası Selby'nin güzel oyunu ile galibiyeti  ya da Sullivan'ın çeyrek final ötesine gidememeyi  hakettiğini söylemek yanlış olmayacak. Robertson geçen sene de oldukça açık farkla elediği Davis'i yine rahat geçti 13-5 ile yarı finale yükselen isim oldu. Grame Dott, Allen gibi formda bir ismi geride bırakarak büyük iş başardı bence. 4-0 geriden gelip 13-12 galip gelebilmek büyük iş üstelik Mark Allen'e karşı. Yalnızca tek maç kaldı sonuçlanmayı bekleyen: Carter-Murphy. Şu an skor 11-12 ve 24 . frame de 46 ya karşı 15 murphy önde olsa da Carter hata yapmazsa iş son frame e kalacak.

Yarı final eşleşmeleri de şu şekilde olacak: Koyu yazılı olanlar ise benim favorilerim:

Robertson   vs. Carter-Murphy

Selby          vs.  Dott

25 Nisan 2010

Gould'a Yazık Oldu...


Dünya sıralamasının 49 numarasıydı Martin Gould. Çeyrek final öncesi Neill Robertson eşleşmesinde kendisine haliyle fazla şans verilmiyordu ama maça öyle bir giriş yaptı ki ilk 6 frame'i sildi süpürdü, ilk seansı da 6-2 önde kapadı. Bir anda tüm dikaktleri üzerine çekmeyi başarmıştı, 28 yaş çok da geç sayılmazdı aslında. Çeyrek finale çıkmak demek sıralamda ilk 32 arasına girmek demekti ki bu inanılmaz bir yükseliş olacaktı onun için.

2. seansda fark arttırmayı bildi ve karşılaşmayı kazanmaya yalnıza 2 frame uzaklıktaydı.Neil Robertson'ın işi gerçekten de kolay değildi artık 11-5'den gelip seriyi lehine döndürmek geri dönüşlerin kralını yapmak gibi bir şeydi. Üstelik genel oyun düzeyi de ortalamasının altındaydı ve Gould'da oldukça moralliydi.

Ne olduysa bu senas arasında oldu, Robertson garip iksirler de içmiş olabilir ve 3. seans'da üst üste 5 frame'i kazanarak skoru 11-10'a getirmeyi başarmıştı. Gould için asıl imtihan şimdi başlıyordu, Robertson rüzgerı arkasına almış ve kendisi üzerindeki baskı oldukça artmıştı. Son bir gayretle 12-10 yaptı skoru ve derin bir nefes alma yı başardı. İhtiyaç duyduğu şey yalnızca 1 frame'di. Gelin görün ki Robertson'un arkasındaki rüzgar değil adeta fırtınaydı ve 3 frame üst üste alarak tüm dikkatleri üstüne çekmiş olan Gould'a hayal kırıklığının kralını yaşattı. Gerçekten de Gould'un o halini görmek insanı rahatsız edecek cinsten iç burkucuydu. Mesela Steve Davis'de büyük bir iş yaptı son Dünya Şampiyonu'nu yenerek ama oyun kalitelerini kıyaslayınca Gould'un masada sundukları açıkçası daha cezbediciydi. Kariyeri adına iyi fırsattı, tek kelime ile yazık oldu.

Tabiki Robertson'ın geri dönüşü de alkışı hakediyor ama adam her zaman 11-5'den maç aldırmazlar dikkat etmek lazım.

Çeyrek final eşleşmelerini de verelim bu arada:

Sonuçlanmayan maçların 2'si 4-4'lük eşitlik ile gidiyor. Ronnie bir ara skoru 4-1 yaptı gayet formda görünüyordu ama Steven Hendry'nin favorisi Williams ilk seansı eşitlik ile bitirmeyi başardı. Carter-Perry tarafında da dengeli bir oyun var. Ronnie ve Carter'ı çeyrek finale yakın isimler olarak belirtmiştik ama düşündüğümüz kadar kolay olmayacak anlaşılan.

Ding, Murphy maçı da sağlam olacak ama bence Ding önde. Murphy geçen sezon finale kadar çok iyi gelmiş ama Higgins'e fena toslamıştı. Bu sene ayı şeyi başarabilecek mi göreceğiz. Selby-Hendy maçı da büyük çekişmeye sahne olabilir. Son dönemde düşüşte oan Selby ile 90'ların ruhunu aratan Henry için çıkış maçı olacak.


Steve Davis geçen sene Robertson'a boyun eğmişti ve müthiş oynamıştı Neil. Bu defa 30. yıl gazıyla "Steve Abi" elbet birşeyler planlıyordur. Mark Allen geçen sezon olduğu gibi çok formda, Ronni'yi evine göndermişti. Çeyrek finalde rakibi eski şampiyonlardan Dott, güzel maç olacak.

Quarterfinals

(Best of 25 frames)
 
Steve Davis                   v   Neil Robertson (Australia)
Allister Carter/Joe Perry     v   Ding Junhui (China)/Shaun Murphy
Graeme Dott (Scotland)        v   Mark Allen (N.Ireland)
M Selby/S Hendry (Scotland)   v   Mark J Williams (Wales)/Ronnie O'Sullivan

24 Nisan 2010

Crucible'da Davis Show


Yaklaşık 5 yıl önce Eurosport'da Snooker ile ilk tanışmama vesile olan kişidir Steve Davis. Genç orta yaş karışımı oyuncuları zappingler arasında sık görünce arada böylesine nispeten yaşı ilerlemiş kişiler daha ilgi çekici gelmiş olacak ki ekranda kilitli kalmış belki de bu nedenden ötürü sempati ile desteklemeye başlamıştık onu. Bizimi için nam-ı diğer "Davis Abi"ydi artık. Davis ile kazanılan bu yaklaşım 5 yılda sıkı bir Snooker takipçisi olmamı sağladı, yani yeri başkadır abimizin.

Geçmişe göz attığınızda son 30 yılı 3 döneme ayırmak gayet normal olacak. 80'ler Steve Davis'i, 90'lar ise Steven Hendry'yi yazar, 2000'li yıllar Sullivan'ı işlesede deftere son yıllarda da Higgins'in zirvedeki yalnızlığına da daikkat çekmek gerek. Her neyse belirli bir dönemde fırtınalar estirmiş bir ismin oyunu takip ettiğim 5 yıllık süre zarfında turnuvalarda çok da başarılı grafik çizememesi açıkçası şaşırtıcı gelmişti bana. Tamam yaş ilerliyor ama oyun tecrübe ile de çokça alakalıydı.

Uzun bekleyişin son bulması ise muhteşem bir maç ile oldu. Çeyrek final mücadelesinde son Dünya Şampiyonu Higgins karşısında snooker'da 30. yılını kutlayan Davis harika bir geri dönüş ile Davis bir ara 6-2 öne geçtiği sonra skorun 8-7'ye kadar geldiği oyunu 13-11 alarak İskoç oyuncuyu turnuva dışına itti. Kesinlikle sürpriz olarak nitelendirilebilecek bir sonuç ama dedik ya tecrübe bir yerde dönüp yapıyor yapacağını. 24 frame'lik mücadelede 80'li yıllardan kesitler sunan Steve Davis, % 95'lere varan pot başarısı ile de ilerleyen turlar için de ne kadar ciddiye alınması gerekn bir rakip olduğunu hatırlatmış oldu böylece. Davis gayet formdaydı ama Higgins'in de genel çizgisinin altında kaldığını belirtmek gerek. Kritik ve çok basit hatalar, özellikle de skor 12-11 ve 43 puan'a karşılık 4 puan ile öndeyken sağ ortaya doğru yaptığı rahat vuruşta yeşil topu pot yapamaması ve sonrasında yine şans yüzüne gülmesine rağmen yapılan hata ardından da Davis'in öldürücü darbeyi vurması... Higgins adına kötü başlayan maçı bu farklara kadar indirmek kolay değildi elbet ve zoru da başardı ama %84'ler civarındaki pot yüzdesi alışılmış bir durum değildi ve galibiyete yetmedi. Sanırım Davis Abimizin bu performansını kendisi de beklemiyordu, 30.yılında daha iyi bir geri dönüş yapılamazdı.


Kısaca diğer mücadeleler de değinelim:

Turnuvanın en dikkat çekici diğer bir ismi sıralamada 49. sırada yer alan Martin Gould. Robertson karşısında 11-8'lik üstünlüğü var ve yalnızca 2 frame çeyrek final için yeterli olacak ama farkın kapandığını belirtmek lazım. Kaybederse yazık olarcak Gould'a. Grame Dott da, Maguire karşısında oldukça üstün ve artık turu geçememesi mucize olur. Mark Allen geçen sene olduğu gibi formda bir görüntü çiziyor. Bunlarında yanında daha sonlanmayı bekleyen 4 maç daha var; Rocket, Carter, Ding favori olarak çok rahat belirtilebilir. Selby-Hendy mücadelesi ise en zorlu olanı gibi duruyor ve ben hala Hendry'den bir nostalji bekliyorum.


Steve Davis                 13-11 John Higgins
Martin Gould                11-8  Neil Robertson
Allister Carter               v   Joe Perry
Ding Junhui (China)           v   Shaun Murphy
Stephen Maguire (Scotland)   4-12 Graeme Dott (Scotland)
Mark Allen (N.Ireland)      13-5  Mark Davis 
Mark Selby                    v   Stephen Hendry (Scotland)
Mark J Williams (Wales)      1-2  Ronnie O'Sullivan
 

14 Aralık 2009

UK Championship



Müthiş bir yarı final, ardından da nefes keseci final... 2009 kesinlikle Ding'in yılı oldu. 2006 sonrasında hep belirli noktalara kadar gelen ama çeyrek finallerin ötesini göremeyen Ding, önce Glasgow'da Robertson ile final oynadı ardından Ada'da kupaya uzandı, sezonu en fazla puan toplayan oyuncu olarak tamamladı. Tabiki kupadan daha çok maç sonrası Higgins'in "İlerleyen zamanda Dünya Şampiyonu olabileceğine beni ikna etti" cümlesi çok daha anlamlıydı.

Carter ile oynanan 9-8'lik seri Çinli oyuncu için turnuvanın dönüm noktasıydı. Geriden gelerek aldığı o maç sonrası Maguire'ı nispeten kolay geçti yarı finalde. Diğer tarafta ise Ronnie-Higgins eşleşmesi bekliyordu izleyenleri. Çok çekişmeli bir mücadele beklerken skor birden 8-2'ye geliverdi. Ardından yavaş yavaş Rocket'in adımları hissedilmeye başlandı. Üst üste inanılmaz sayılar, şanslı sayılar, garip tuşlamalar ile gelen potlar Higgins'i tedirgin etmeye başladı. Hatta "tamam şimdi sıra bende diyerek ayağa kalkıp" Ronnie'nin inanılmaz şansı ile aldığı sayılar sonucu yerine oturduğu 2 anı çok net hatırlıyorum. 8-8 gelen skor ve şans faktörü gecenin galibinin Sullivan olacağını düşündürmüştü ki herkese Higgins son frame'i alarak ismini finale yazdırmayı bildi ama ne çektiğini en iyisi kendisi bilir.

Finalde ise baştan sona denge hakimdi. Ding'in 1 sayılık öne geçişleri ve ardından Higgins'in yakalayışı ile 6-6'ya kadar geldi seri. Derken Higgins 13. frame'i alarak skoru 7-6 'ya getirdi. Aslında avantajı daeline geçirdiğini düşünmüştüm, çünkü Ding'in bu baskıya dayanamayacağını düşünmüştüm, 14. frame bu açıdan maçın dönüm noktasıydı. Higgins sazı eline almışve frame'i sonlandırmaya, aradaki farkı 2'ye çıkarmaya yaklaşmışken sağ ortaya doğru gönderdiği mavinin inadı pahalıya patladı O'na. Ding önce skoru eşitledi, daha sonra skoru 10-8'lik skor ile kupaya uzanıp 100 bin pound'un sahibi oldu.

Geçici sıralamada ilk 16 dışına çıkma tehdidini hisseden, hep belirli noktalarda takılan Ding için bir milat olarak görmek yanlış olmaz bu şampiyonluğu. Yeteneği ve oyun görgüsü ile en tepelere gelebilecek potansiyele sahip olduğu aşikar ve bu kupa ile yolundaki engelleri kaldırma adına önemli bir adım atmış oldu.

12 Ekim 2009

Neil Robertson'dan Müthiş Final



2 genç ve parlak oyuncunun finalinde Ding'in turnuva başından beri ortaya koyduğu performans ile şampiyonluğa 1 adım daha yakın olduğunu belirtmiştim ama dün genel görüntüsünün aksine dağınık, kontrasyon kaybı yaşar bir halde bulduk Çinli'yi.

Oyunun kaderinin 9. frame'de çizildiğini belirtmek yanlış olmayacak sanırım. 4-4'lük skor ile açılan bu frame'i almaya bir kaç sayı kadar uzakken Neil ve herkes de artık skoru kendi kafasında 5-4'e taşımışken, Ding çok iyi 2 snooker ile 11 sayıyı bir anda hanesine yazdırıp farkı 10 sayıya kadar indirdi, bu anda masada tam 25 sayı vardı. Uzun süre Ding'in snooker arayışı ve Robertson'ın bunları çözüşleri ile devam etti oyun. Derken kahverengi için uygun bir pot bulmuşken Çinli öyle bir sayı kaçırdı ki belki de kendisi için maçın kaderinin değiştiği an oldu bu. Sadece bu frame şampiyonluğa patlamıştı ve zaten performans sorunu yaşayan Ding için sonun başlangıcıydı artık. Neil ise turnuva boyunca göstermiş olduğu olumlu çizgiden herhangi bir sapma göstermeden oynadı dün akşam ve haklı olarak kupaya uzanan isim oldu.

Dünya Şampiyonası'nda da yarı finale kadar yükselme şansı yakalayan Avustralyalı'yı ilerleyen zamanlarda daha iyi noktalarda görmemiz olası. Ding ise final noktalarında sıkıntı yaşamaya devam ediyor, gayet iyi başlangıçlar yapmasına rağmen sonunu da aynı şekilde bağlama noktasında eksiklikleri var ama gereken atılımı yapacağını beklemek gerekecek daha iyisini görmek için.

11 Ekim 2009

Glasgow'da Final'in Adı: Robertson v.s Ding

Bir önceki yazıda turnuvanın yıldızı olan 2 gencin finalde karşılaşamasının heyecan verici olacağını yazmış ama Higgins'in tecrübesi ile finalde Ding ile karşılaşacak isim olma ihtimalinin fazlalığına değinmiştim. Robertson-Higgins maçı nefesleri kesti ama Avustralya'lı formunun o kadar zirvesindeki Higgins'i kendi evinde 6-5 devirmeyi başardı.

Diğer tarafta ise favori oalrak gördüğümüz Ding 6-1 ile resmen sürklase etti Williams'ı. Bu trnuvada gerçekten çok farklı Çinli oyuncu. Daha önce çıktığı 3 finali de kazanma başarısı göstermiş biri olarak bugün aynı geleneği sürdürüp sürdüremeyeceğini merakla bekliyorum.

Çok formda iki ismin nefes kesen mücadelesine sahne olacak Glasgow GP'nin Final'i. Kim kazanırsa kazansın şaşırılmayacak elbette ama ben Ding'i 1 adım önde görüyorum.

10 Ekim 2009

Glasgow GP'de Yarı Final



Turnuvanın şüphesiz en dikkat çekici yanı 2 genç yeteneğin ortaya koydukları performans oldu şimdiye kadar. Yarı finalde de karşılarında birer usta olacak Ding ve Robertson'un. Çin'li Williams ile karşılaşırken, Avustralyalı'nın karşısında son Dünya Şampiyonu Higgins olacak. Dünya 1 ve 2 numarasını eleyenlerin finalde karşılaşma ihtimalleri bir hayli yüksek. Yani Higgins-Ding finali çok daha yakın duruyor tüm senaryolar içerisinde.

Final yukarıda yazdığım gibi olursa tüm tecrübesine rağmen Higgins'in kesin favori olduğunu söylemek de kolay değil, çünkü Ding gerçekten bu turnuvada bambaşka oynuyor. Uzun zaman sonra bu kadar gelişmiş görmemiştim onu.
Favorileri aşağıda koyu renkde yazdım ama gönlümden geçen gençleri finalde görmek.Şimdi oturup yarı final eşleşmelerinin tadını çıkarmak gerek. Turuvanın yıldızı 2 genç ismi şampiyonluk için oynarken aynı karede görebilme ihtimali için ise Pazar gününü beklemek gerekecek.
Program: (TSİ ile)
10 Ekim Cumartesi
Higgins - Robertson 15:30
Ding - Williams 21:30
11 Ekim Pazar
Final 16:00 & 22:00

04 Mayıs 2009

Murph Direnemedi, Higgins Champio(n)



"Evet, ne dediysek o" gibisinden spor basınımızın uydurma manşetlerinden atmak isterdim ama o kadar da değil. Fark 3'ün üstüne çıkmaz dedik çıktı, Murphy alır dedik Higgins show yaptı, daha ne olsun :) 3. session sonunda skor 16-8. Yalnızca 2 frame'e ihtiyacı var 2007 Dünya Şampiyonu'nun 3. kez bu ünvana ulaşabilmesi için.

Maça çok hızlı bir giriş yapan dilini fazlaca kullanması itibariyle şahsım tarafından "Snooker'ın Jordan'ı" ünvanını kazanmış kişilik olan Higgins ilk 3 frame sonunda oyunu 3-0'a getirmişti bile. Derken Murphy ard arda 4 frame alarak durumu 4-3 yapsa da ilk session 4-4 berabere sonuçlandı. Maçı koparan ise 2. session'da İskoç oyuncunun yakaladığı seri oldu. 8 frame'in 7'sini alarak 11-5 ile kapadı günü Higgins ve neredeyse şampiyonluğu garantileyerek ayrıldı ilk günün oturumundan. Muhtemelen Murphy bile bu noktadan maçı çevireceğine inanmıyordu bu noktadan sonra.

Son oturum bir formaliteden ibaret artık, sadece işi resmiyete dökme çabasından daha öteye gitmeyecek. Keşke daha çekişmeli bir final izleyebilseydik, oysa Şampiyona geneline baktığımızda çok güzel gidiyordu her şey çok iyi maçlar izledik. Final biraz hafif kaçtı bu güzelliğe bence.

Başlıkta klasik oldu, ayıp olmasın diye "n" yi parantez içine aldık, kime mi Murphy'ye tabiki. Yoksa o parantez bile fazla şu aşamadan sonra. Bu arada "ahmblt" a da selam olsun yaptığı doğru tahminden mütevellit :)

03 Mayıs 2009

Crucible'da Finalin Adı: Murphy vs. Higgins



Dünya Snoker Şampiyonası'nda 2009 Finali'nin Higgins'den sonraki ismi de belli oldu: Murphy.

Higgins-Allen finali içn tecrübenin ağır basması beklenebilir ama Allen'ı da yabana atmamak lazım demiştim, Allen bu dediklerimizi yabana attı anlaşılan. Çok kötü başladı seriye, daha 1. session sonunda skor 6-2 Higgins lehine gelmişti bile. Genel Mark Allen performansının çok altında kaldı, aslında biraz da güven ile oynayan bir oyuncu olduğu için seriye kötü başlaması etkiledi O'nu. Bir ara seri 14-4'e geldi ama Allen muhteşem bir geri dönüş yaparak skoru 16-13'e kadar getirebildi oyunu ama Higgins artık seriyi fazla uzatmak istemedi ve öldürücü darbeyi vurarak 17-13 ile finale kalan ilk oyuncu oldu.

Diğer eşleşme olan Murphy - Robertson karşılaşması daha heyecanlı olmaya adaydı ki öyle de oldu. 2. session sonunda skor diğer eşleşmeye göre saha yakın seyrediyordu : 9-7 (Murphy). 3. session'da Murphy skoru 14-7'ye kadar taşısa da Robertson muhteşem bir geri dönüşle ard arda 7 frame alarak 14-14'de eşitledi oyunu. 29. frame'de de Murphy'nin kötü açılışının ardından ard arda sayılar bulsa da yaptığı basit hatalar ile 3 frame kaybederek belki de kazanabileceği bir oyuavuçlarının arasından uçuverdi. Yine de turun genelini düşününce Murphy'nin belirli standardı tutturma adına çok daha başarılı olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Robertson burada finale çok yaklaşıp ucundan dönse de risk almayı seven cesur oyununu daha başarılı atışlar ile birleştirir ise daha iyi noktalarda yer alacağından eminim. Bu yarı final özelinde özellikle Muphy'ye göre uzun potlarda çok daha başarısız olduğu gerçeğinin de altını çizmek lazım.

2005 ve 2007 Dünya Şampiyonları Murph ile Higgins'in eşleşmesi çok müthiş olacak. Seri boyunca farkın herhangi bir taraf adına 3'ün üstüne çıkması bence büyük sürpriz olur. Dengeli bir oyun izleyeceğiz. Bu kadar yakın güçlerin eşleşmesinde her 2 tarafın da kazanması beklenebilir ama benim favorim Murpyh.

30 Nisan 2009

Crucible'de Yarı Final Eşleşmeleri




Mark Allen - Ryan Day

John Higgins - Mark Selby

Shaun Murphy - Steven Hendry

Neil Robertson - S. Maguire


Koyu renklerin şansının daha fazla olduğunu belirtmiştim eşleşmeler gün yüzüne çıkınca, sonuçlara bakınca tahminlerde çaktığımız çıkıyor meydane. Sadece Mark Allen'ı kestirebilmişim, kestirmemek de mümkün değil di Ronnie karşısındaki performansını izleyince.

Mark Allen, Ronnie'ye yaptığı tarifenin aynısını Ryna Day'e de uyguladı ve aynı skorla (13-11) yarı finale yükselen isim oldu. Özellikle 24. framedeki oyunu görülmeye değerdi, o kadar kendinden emin vuruşlar yaptı ki...

Mark Selby'nin Higgins'i geçeceğini düşünmüştük son frame de çaktı genç oyuncu. 12-12'de iken 25. frame'i çok kötü oynadı Selby. Higgins'de tecrübesinin verdiği avantajı iyi kullanarak biletini kesit rakibinin.

Turu domine eden isimlerden biri de Murphy oldu. Hendry karşısında harika oyunlar çıkardı. 2005'de Dünya Şampiyonu olan Murphy 7 kez Dünya Şampiyonu'olan efsane isme acımadı, üstelik son frame de Allen gibi show'unu yaptı.

Robertson ise 1982'den beri Dünya Şampiyonaları'nda yarı finali gören ilk Avustralyalı oldu hem de Dünya sıralamasının 2 numarasını 13-8 gibi farklı bir skorla geçerek. İlk turda yine bir efsane isim olan Steve Davis karşısında izlemiştim Robertson'u, 10-2 gibi farklı bir skorla 2. tura çıkmış ve cesur oyunu dikkatimi çekmişti.

Yarı final eşleşmelerine gelelim şimdi:

Neil Robertson - Shaun Murphy
Mark Allen - John Higgins

Eşleşmelerde ilk dikkati çeken Higgins dışındaki 3 ismin 30 yaş altında, snooker için oldukça genç sayılabilecek yaşlarda olmaları. Her iki eşleşmede de 1'er dünya şampiyonu isim var. Robertson - Murphy finali gerçekten görülmeye değer. Çok ama çok çekişmeli olacak. Diğer tarafta da 22 yaşındaki Allen, 2 Dünya Şampiyonluğu bulunan bir tecrübeye karşı oynayacak. Higgins tecrübesini konuşturabilir ama bu turnuvada tecrübeli isimlerin ne hallere düştüklerini de gördükten sonra bu konuda pek bir yorum yapmamak daha doğru sanırım. Allen'ın 2 maçını da izledim gerçekten çok yetenekli. Ronnie'den sonra Higgins'i de eler ise rüştünü ıspat etmiş olacak.

Fazla kelam etmeden, tek bir tavsiyede bulunayım : Sakın ola bu maçları kaçırmayın!

28 Nisan 2009

Crucible'da Çeyrek Final Eşleşmeleri



Bugün son çeyrek finalistler de belli oldu. Jamie Copu'u 25. frame sonunda 13-12 ile geçen Higgins ile Grame Dott karşısında karşılaşmayı 13-10 alarak turu geçen Selby son çeyrek finalistler.

Tüm eşleşmeleri verip bir de koyu yazılar ile tahminlerimizi yapalım, maçlar sonrası gerekli değerlendirmeleri yaparız.

Mark Allen - Ryan Day

John Higgins - Mark Selby

Shaun Murphy - Steven Hendry

Neil Robertson - S. Maguire

25 Nisan 2009

Son Şampiyon'dan Erken Veda



Ronnie çeyrek finale kalma mücadelesinde 2. session'ı 9-7 önce geçtikten sonra son bölümde Mark Allen'e 13-11 yenilerek Dünya Şampiyonası'na erken veda etti. İlk günkü 8 frame'lik seride de çok kötü oyunlar çıkarmasına rağmen günü 4-4 bitirdikten sonra 9-7 sonrası çeyrek finale çıkacak ismin Ronnie olacağını düşünmüştüm ama beni de bu erken vedası ile yanılttı.
20. frame'den itibaren izleme şansım oldu, bariz bir şekilde O'Sullivan'da, Allen'ın skoru 10-10'a getirişinin baskısını görebiliyordunuz. Özellikle skor 11-11 iken Ronnie'in sağ alt cepe basit pozisyonda gönderemediği siyah top sonrası Allen bu hatayı affetmeyip gerçekten çok iyi bir seri ile 11-12'ye taşıdı skoru. Son frame'e de çok iyi başladı genç oyuncu, 60'lık serinin ardından güvenli vuruşa gitti, işte Ronnie'e nin savrukluğu ve konsantrasyonsuzluğu çok daha net görünür haldeydi artık: 2 güvenli vuruş yaptı ilkinde pot şansı olmasına rağmen Allen değerlendirmedi ama 2. sinde öyle bir hata yaptıki dünya 1 numarası, kırmızıların ortasında çok açık bir pot şansı ile bıraktı masayı Mark Allen'a ve bu hatayı affetmeyen Allen genelinde çok iyi oynadığı bu frame'i alarak 11-13 ile turnuvanın en büyük sürprizine ve kariyenin en önemli galibiyetine imza attı.

Allen, çeyrek finalde Ryan Day ile karşılaşacak. Nigel Bond'u çok rahat bir serinin ardından 13-5 ile geçti. Çekişmeli bir mücadele olacak ama Allen ebnim gözümü fazlasıyla korkuttu, yarı finale çıkan isim olması şaşırtmasa gerek! Kesinleşen diğer bir çeyrek final karşılaşması da Murphy ile Hendy arasında oynanacak.

24 Nisan 2009

İlk Çeyrek Finalist Hendry

Ding'i 7 saatlik mücadenin sonunda 13-10 geçen Hendry ilk çeyrek finalist oldu. Ding yine 2. turu göremeden bir Dünya Şampiyonası'ndan daha elendi. Skor 12-9 iken 22. frame'de 100 lük bir seri iel skoru 12-10'a getirince biraz da olsa umutlanmıştım ama Hendry'nin ard arda 3 frame vermesi de pek gerçekçi durmuyordu. Yine'de 23. frame'i almaya çok yakıken yaptığı o basit hata çok pahalıya patladı, Hendry geriden gelerek yakaladı Ding'i ve belki de frame'in sonlarına doğru yaptığı o güvenli vuruş ve sonrasındaki ilkvuruşta gelen Ding'in faulü hemen ardından 2. vuruşunda da yeşili orta cebe doğru yönlendirişi maçı getirdi Hendry'e.

Diğer eşleşmelere bakınca Ryan Day, Nigel Bond karşısında 11-5 önde, yalnızca 2 frame'i alması yetecek ona. Ronnie'de 9-7 önde götürüyor mücadeleyi, dün kötü gününde olmasına rağmen 4-4 tamamladığı 1. session'un ardından buradan maçı vermesi çok zor.

Ding vs. Hendry 2. Session

İkili hala yan yana ilerliyorlar finish'e, 2. session'da 8-8 sonuçlandı. Hendry skoru bir ara 8-6'ya getirip büyük avantaj yakalasa da Ding sonraki 2 frame'i alarak skoru eşitledi. Özellikle skor 8-7 iken maçın 9-7 olmaması Hendry için büyük kayıp olmuş yaşananlara bakınca.

Seri bu akşam sonlanacak, kaçırmamak lazım!

23 Nisan 2009

Ding vs. Hendry



Bir önceki post'da da yazdık en çekişmeli 2. tur maçlarını başında geliyor diye, şu anki tablo da onu gösteriyor. Bugünkü 8 frame'lik seri 4-4 bitti. Oyuna çok hızlı başlayan Ding skoru 2-0'a getirse de 7. frame sonunda 4-3 önde olan taraf Hendy'di. Son frame'i Ding alınca günü berabere bitirp yarın devam etmek üzere ayrıldılar.

İlk 3 frame'i izleyebildim sadece. Özellikle 2. frame de Ding'in 112 sayılık serisi görülmeye değerdi. 22'lik delikanlının en büyük özelliği son hızlı karar verip uygulamaya geçmesi, hatta Ronnie Sullivan'ın da onun bu hızlı oyununu tuttuğuna dair övgü dolu sözleri var.

25 frame üzerinden oynanan mücadelede 13'e ulaşan çeyrek finale çıkacak ve Gönlüm Ding'den yana. Daha önce katıldığı 3 Dünya Şampiyonası'nda da 2. tura çıkamamış bu gencin bir ilki başarma zamanı geldi artık, belki Hendry karşısında gelmiş olması zamanlama olarak çok doğru gözükmese de zorlu engelleri aşmasını öğrenmeli!

Snooker World Championship Sheffield (The Crucible Theatre)



Dünya Şampiyonası'nda son 16'ya doğru gidiliyor, sadece 2 maç kaldı geriye. Favoriler Higgins
ve Maguire. Şu an Maguire yolu yarılamış olsa da Higgins tarafında mücadele daha yakın seyrediyor ama bir sürpriz olacağını sanmıyorum.

Tüm maçlar içerisinde belki de en dramatiği 6 Dünya Şampiyonluğu bulunan efsane isim Davis'in ilk turda Robertson'a elenmesi oldu. Gitgide çaptan düşüyor Davis abi ama bu onun Sullivan ve Hendry ile birlikte Snooker'da efsane 3 isim arasında olduğu gerçeğini değiştirmiyor hatta bu iki isimden daha önce başlamış isim olarak da yeri apayrıdır. Turnuva sonrası devam eder mi yoksa bırakma kararı mı alır hep beraber göreceğiz ama şu an bulunduğu 29. sıradan daha gerilere doğru kayacağını düşünürsek bırakma ihtimali oldukça yüksek.

Peter Ebdon ve Joe Perry erken veda eden isimler oldular. Ebdon dışında ilk 10 yoluna devam ediyor. Son 16 ise Ding -Hendy mücadelesi ile başlayacak, çok çekişmeli olacağını düşündüğüm eşleşmelerin başında geliyor. 69'luk abinin favori olduğu maçta 87'lik çinli'yi de yabana atmamak lazım aradaki tecrübe farkına rağmen. Turnuva genelinde benim asıl merak ettiğim nokta ise favori görülmeyen Sullivan'ın neler yapacağı. 147 için 1 numaralı aday olarak görülse de şampiyonluk için aynı derecede şanslı görülmüyor. İzleyip görelim, World #1 neler yapacak?