La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
La Liga etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Eylül 2011

Fırsat Kollayanlar






















 

                   İyi olmanın en büyük bedeli başarısız olmanızı 4 gözle bekleyen rakiplerinizin var olmasıdır. Düşmeniz gerekmez, sendelediğiniz an karşı taraftaki parıltıları çok rahat görebilirsiniz. Alın size en bariz örneği, bugün deplasman 2-0 önde iken neredeyse garanti maçı 2 dakikada yediği 2 gol ile 1 puan ile bitiren Barça için Marca Gazetesi'ndeki başlık."Barcelona Mükemmel Değil" başlığını kullanmışlar, belki makul olarak karşılanabilir ama daha yumuşak başlık pekala tercih edilebilirdi. Tablo o ki, Madridliler çok fena pusuya yatmışlar, feci dolmuşlar... Barçalı'nın Bar.alı'dan başka dostu yok, düşmemek, dik durmak gerek. Neyse olayı daha fazla dramatize etmeye gerek yok, Barça'nın bu sene fazla puan kaybına tahammülü yok çünkü Real Madrid'in geçen seneden daha fazla puan toplama ihtimali oldukça yüksek.

12 Mayıs 2011

El Campeon!








Levante deplasmanında alınan 1-1 beraberlik sonrası ligin bitimine 2 hafta kala malum olanı ilan etti Barcelona. Guardiola üst üste 3. kez Şampiyonluğu elde ederek yoluna emin adımlarla devam ediyor. Maç sonrası verdiği demeçler içerisinde en önemli olanı ise " Bazı pozsiyonlarda eksikliklerimiz var ve transfer yapacağız" demesiydi. Forvet, sol bek mevkileri için transfer neredeyse garanti gibi. Fabregas'ın orta sahaya gelme ihitmali var, Lanus'un kalecisi ile de ilgileniliyor, bu yaz hareketli geçeceğe benziyor.


Bu arada Barcelona resmi sitesinde bir yazı var, burada Robson,Van Gaal, Ferrer, Rexach, Rijkaard geçişinden ve tabiki Guardiola dönemindne bahsederken en önemli rolü Rijkaard'ın oynadığından dem vuruluyor. 2 lig ve Avrupa Şampiyonluğu sonucunda eski güzel günlere dönüşün başladığıdan ve Guardiola'nın Rijkaard'dan aldığı projeyi daha mükemmel hale getirdiğinden bahsediliyor. Surinamlı tohumu, mayası ya da her neyse bu topraklarda, sularda tutmadı ama hala uzaklarda ondan saygı ile bahsedenler, hakkını teslim edenler var.


Bu arada konudan sağmayalım, Felicitaciones Barça!

26 Nisan 2011

El Classico'dan Finale?












Marca.com'un anketine 80 bin kişi katılmış sonuçlar ise görüldüğü gibi. 5-0'ın izleri silinmiş, Real Madrid tarafında umut pompalanmış ve %60 gibi bir oranla Beyaz'ların finale çıkacağı öngörüsü hakim. Mourinho'nun dengeleri ne kadar değiştirdiğinin kanıtıdır bu ama ben bu kadar iyimser değilim Başken Ekibi için.

El Classico'lardan Geriye Kalanlar















18 günde 4 El Classico hedefi ile çıkılan yolun tam olarak yarısındayız. Önümüzdeki 8 günlük süreçte belki de en önemli 2 maçlık seri bekliyor bizleri. Geride kalan 2 maçta ilk maçtaki 5-0'lık hezimetin ardından bir beraberlik ve bir galibiyet ile Mourinho'nun karizmayı çok iyi toparladığını söylemek pekala mümkün üstelik 18 yıldır kupayı kazanamayan Real Madrid'e kupayı daha ilk senenizde hem de ezeli rakibinizi yenerek kazandırıyorsanız. Winner olmak kolay değil ve bu ünvan Portekizli'ye fena halde yakışıyor!

İlk maç için gene kanı paralelindeyim, ülkemizde olsa bu mu Dünya Derbisi diye eyrden yere vuracağımız türden bir maç oldu. Pepe'li orta saha tahmin ettiğimiz üzere daha sert, daha fazla alan kapatan bir görünümdeydi. Tahminimizin aksine yaratıcılık konusunda da çok kötü olmadıkları da ortadaydı. İlk yarıda kaleyi yoklayan net pozisyonları da buldular. Barça çok daha rölantiydi ilk yarıda hatta maç boyunca. Bir süredir süre gelen bocalama belirtileri ufaktan kendini göstermeye başlamıştı.

Barcelona karşısında rakip takımların saman alevi gibi süren akınlarını görmemizin en büyük nedeni Katalanlar'ın oyun modelinden kaynaklanıyor. Hem topa sahip olma hem de kaybedilen topu yeniden kontrolü altına alma anlamındaki müthiş tutku rakip takımların başlarının en büyük belası. Dolayısı ile Barcelona'dan arda kalan kısa zamanda çok becerikli ve marifetli olmak zorundasınız.

2. yarıda Barcelona oyunu kontrolü altında tutarken rakibin 10 kişi kalışı ve 1-0 öne geçiş sonrası muhtemelen Madridliler "Yine mi?" sorusunu sormaya başlamışlardı. Barcelona oyunu rölantide görümeyi düşünürken Mourinho'nun cesur hamleleri ve Mesut'un oyuna ağırlığını koyuşu ile oyun içersinde kurulan baskı çok net görülmeye başlandı. Seyirci desteği de arkaya alındıktan sonra hakem'in bence hatalı bir kararı ile verilen penaltı ile skor 1-1'e geldi. Maçın hakkı nedir diye sorulsa sahadaki oyun sonrası herhangi bir tarafın 3 puanına kolayca karar vermek de kolay değildi.

Maç sonrası Mourinho'nun Barça karşısında özellikle 10 kişi kaldıktan sonra sergilenen oyundan dolayı mutlu oluşu ve "10'a 11 şeklinde hazırlanmaya gidiyoruz" şeklindeki mesajları dikkat çekiciydi ve sonraki maçlar için alınan umudun yansımasını çok net hissetmek mümkündü.

Copa Del Rey ise lig maçının tam aksine çok daha heyecan doluydu. Tek maçlık bir sürecin içinde olunması muhtemelen oyun anlayışını etkilene en önemli unsurlardan biriydi. Madrid'in Pepe'li orta saha dizilişi ile ortaya koyduğu sert futbol "iyi niyetli ve temiz çocuklar topluluğu" Barcelona'yı ilk yarı boyunca feci halde bocalattı. Bu süre içerisinde maç 2-0'a çok rahat gelebilirdi. Hakem'in bu süre içerisinde Pepe'yi çok rahat şekilde çift sarı karttan atabileceği gerçeğini de eklemek gerekiyor.

2. yarı ise 5-0'lık maçın kesitlerini gördük. Topa sahip olan, dönen topları alan rakibe neredeyse top göstermeyen Barcelona kontrolü tamamiyle ele geçirdi. Real Madrid'e yapılacak tek şeyi yani tüm boşukları kapatmaya çalışmaktan başka bir şey de kalmıyordu. Bu süre zarfında kale önüne kadar gelen ama kaleye şut çekmeyi akıl edemeyen, neredeyse topla kaleye girmeyi deneyecek kadar tek yönlü oynuyor olmaları da şaşılmayacak gibi değil. Barcelona'nın oyun modeline büyük saygı duyuyorum ama golü hep aynı biçimde aramalarına değil! Oyuna bu kadar hükmedip gol anlamında bu kadar çaresiz kalınması...

Tamam Mourinho boşlukları çok iyi kapattı, takımı iyi motive etti ki şu ana kadar Barcelona karşısında onları zor duruma düşürmüş 2 takımın da yaptıklarını ve sonunda karşı karşıya kaldıkları kaderi düşününce ( Biri 2011'de Valencia, o maçta Barça 1-0 kazandı ama Valencia öne basarak Barça'ya top yaptırmadı ve ciddi pozisyonları harcadı, diğer takım ise Barça'nın çizgi defansı arasına hızlı toplar ile sızmayı çok iyi başaran Lucescu'nun Shaktar'ı...) eldeki alternatifler çok da çeşitli değildi. Bu şartlarda da en makullerinden birini uyguluyordu Real Madrid ama yine de bir fakat'ı var... Barcelona bu maçı pekala alabilirdi.

Eğer elinde benim de haksızlık ettiğim Etoo olmuş olsaydı. Müthiş formsuz olan Villa'nın yerinde hem şut özelliği olan, hem delici hem mücadeleci hem Real'in sertliğine karşılık veren bir futbolcu olmuş olsa Kupa başkent'e değil Barcelona'ya doğru yol alabilirdi.

Hakem ise maçı gerçekten "idare" etti. Hakemlik yaptığım için yüz ifadelerinden neler hissettiğini anlamaya çalıştım, Alonso ve Pepe'ye 2. sarı kartı göstermesi gereken pozisyonlarda yüzünün halini aldığı hal gerçekten doğru bildiğini yapmamak için çırpınan bir insanın haleti ruhiyesini çok iyi anlatıyordu. Şampiyonlar Ligi'nde daha adil bir yönetim ile Real Madrid'in maçı 11 kişi tamamlaması kolay değil.

Guardiola'nın bazı şeylere çözüm bulması gerektiği ortada, "biz oyun yapımızı değiştirmeyeceğiz" dese de farklı senaryolar üzerinde durduğunu düşünüyorum. Önümüzdeki sene için de özellikle forvet için daha kapsamlı değerlendirmeler de yapacaktır.

Mourinho, bir şekilde Barça'ya "seni durdurabilirim" mesajı verdi ve bu mesajın karşı taraf için ciddiye alınacak çok öenmli yanları olduğu ortada yoksa bedeli Şampiyonlar Ligi'nden elenmeye gidecek kadar ağır olabilir.

20 Nisan 2011

El Classico // Copa Del Rey ( Kral Kupası ) ilk 11!



































                        İlk 11'ler belli oldu, ilk maçta oyuna sonrada giren ve takımın temposunun artmasındaki ana aktörlerden Mesut, Benzema ile yer değiştirmiş. Pepe'nin orta saha  performansı Mourinho'ya umut vermiş olacak ki orta sahayı Khedira-Pepe-Alonso 3'lüsü ile oluşturmuş. Pepe'nin orta saha performansını hafta sonu oynanan maç öncesinde sert, dayanıklı ama organizayon sıkıntısı çekebilecek bir kadro olarak yorumlamıştım. Dayanıklılık konusu tahminimiz ile örtüştü ama organizasyon konusunda da kötü değildi Real Madrid. Bu akşam Mesut'un da oluşu daha tehlikeli yapacaktır Beyazlar'ı.

Barça tarafında ise 2 önemli değişiklik var. Kupa maçlarında kaleyi Pinto teslim aldığı için kadroda, ek olarak Puyol-Mascerano yer değiştirmesi var. Puyol'un olmaması ile muhtemelen Busquets defansa kayacak ve Mascerano önde oynayacak, tam tersi de olabilir ama pek ihtimal vermiyorum. Mascerano'nun orta sahada oluşu bence Barça'nın uyumunu etkileyek, orada Busquets kadar efektif olamadığı ortada. Kalede Pinto'nun oluşu da Barça için dezavantaj olabilir.

Tek maç ve ucunda kupa var. Cumartesi günü Real'e büyük moral verdi, bu akşam kupa tam ortada, her 2 tarafta kazanmaya eşit mesafede bence, gönlümse tabiki Barça'dan yana.

16 Nisan 2011

El Classico'ya Doğru: Sarı Melekler!























Sarı melekler'e (sahte sarışın olsalar da )gülmek gerçeten yakışıyor ama maç sonunda sadece 1'i gülebilecek...

El Classico ilk 11'ler




































Mourinho ilk maçtaki yumuşak orta sahadan vazgeçip daha sıkı bir yapı kurmak istemiş ama burada Pepe'nin tercih edilme nedeni nedir bilmiyorum. Lass sakat mı ? Barça tarafı ideal 11'de.Puyol yerini almış, sol tarafta hücumcu bek Adriano var ki ben daha çok yakıştırıyorum bu adamı oraya Maxwell ile kıyaslayınca.

Bu orta saha dizilişi Real'i daha sert yapar ama organizasyon konusunda problem yaratabilir.

El Classico'ya Doğru: 50!



















    Mourinho'nun ilk maçtaki 5-0'ın hezimeti ile içten içe hesaplaşma yaşadığını tahmin etmek çok da zor değil. Kariyeri boyunca aldığı en ağır yenilginin intikamını almak Real Madrid'in başında çıkacağı 50. maça denk gelecek mi göreceğiz.

07 Nisan 2011

24 Mart 2011

Karim Benzema'nın 2011'i
















    Büyük umutlarla geldiği Real Madrid'de beklentilerin çok gerisinde geçen ilk yılın ardından Mourinho'nun gelişi de ilk aşamada beklentileri karşılamasına yetmedi. Higuain'in ileri uçtaki vazgeçilmezliği ve formu karşısında alternatif olma rolüne bile bürünemedi. Derken Arjantinli'nin sakatlanması sonrası uzun zaman kenarda beklemenin vermiş olduğu paslanmışlık ve kendine güven eksikliği ile oldukça zorlandı Fransız. Zaten Mourinho'da bu yetersizlikten ötürü Adebayor hamlesini yaptı, gelişi ile birlikte ilk maçlarda gol bile atıverdi.

Tam Benzema için karabulutlar çöküyor derken 2011 yılı ile birlikte adeta küllerinden doğuverdi Fransız. Bu yıl La Liga'da tam 9 gol atarak yalnızca 1 gol attığı ilk yarının üstüne tertemiz bir sayfa açmayı başardı.

Bu noktada Mourinho'nun da ön plana çıkarılmasa da payı olduğunu kabullenmek gerek. Oyuncularına vermiş olduğu sonsuz güven duygusu ve iletişim kurma tarzı ile daha önce bir çok oyuncunun performanslarında öncei ve sonrası ile kıyaslanmayacak derecede farklılaşma gördük. Milito bunların en bariz örneklerinden, Karim Benzema'nın da benzeri bir yoldan geçtiğini düşünüyorum. Gelinen nokta da oyuncunun kendine duyduğu ve güvenin ve bu güven duygusunu kendisine aşılanmasının ne kadar önemli olduğunu çok açık biçimde gözler önüne seriyor.

22 Mart 2011

Alves'le 2015 Kadar...

















     Barcelona'ya ilk geldiğinde defansif yönünün zayıflığından dolayı, ki 1 sene önce Sevilla'da Uğur Boral'ın düşürdüğü hallerin izleri çok tazeydi, kadronun en zayıf halkalarından biri olarak adlandırmıştım Dani Alves'i. Geçen zaman açıkça beni haksız çıkardı çünkü Sevilla günlerinin aksine defansif anlamda da oldukça iyi işler çıkardı, eski günlerinden eser yoktu. Geçen 2.5 senenin ardında ortaya koyduğu performansın parlaklığı 2015 Haziran'ına kadar devam edecek yeni bir sözleşmeyi de beraberinde getirdi. Yarın saat 19'da yeni sözleşmeye imza atacak Brezilya'lı. Eğer aynı çizgiyi sürdürmeyi başarırsa, 32'sine geldiğinde emeklilik öncesi son imzayı da yine Barça'da atması da muhtemeldir eğer ülkesinde futbolu bırakma gibi bir hayali yoksa bir çok hemşehrisinde olduğu gibi.

04 Mart 2011

İnsafsızlar!!!

İnsan daha 1 yıl önce rekor puana ulaştıran hocasına yapar mı bunu? Barnebeu'da eski dost Pellegrini, Arap Zenginleri'nin menejerlik oyuncaklarından biri Malaga'yı almış gelmiş ama adamı tanıyan da takan da yok.

İlk yarı 3-0, maç skoru ise 7-0. 10 olması içten bile değildi. Ronaldo sakatlanıp çıkmasa ve son 12 dakika takım değişiklik hakkı dolduğu için 10 kişi oynamak zorunda olmasa skor daha da renkli hale gelebilirdi.

Fazla bir şey istemiyoruz, sadece biraz insaf :)

12 Şubat 2011

Seri'nin Sonu

Barcelona'nın 17 maçlık galibiyet Serisine Sporting Gijon dur dedi.Karşılaşmanın başında geriye düşen Barça'da, Mascerano-Milito ve Affelay'lı kadronun uyumsuzluğu dikkati çekti. Özellikle Pedro-Affelay değişikliğinin takımı negatif etkilediğini, golde Puyol'un yokluğunu Milito'nun arattığını çok net söylemek mümkün. Bousquets'in pozisyonunda Mascerano'nun sezonun genelinde olduğu gibi bu kadroya hala ayak uyduramadığı belgelendi. Gijon öne geçmenin motivasyonunu sonuna kadar kullandı, sert oynadı önde bastı ve 80. dakikaya kadar meyvesini de aldı bu mücadelenin. Messi'nin ara pasıyla kaleyi sağ çağrazdan gören pozisyonda Villa'nın topun dibine girişi ve kaleciyi şaresizce topun süzülüşünü izlemeye mahkum eden vuruşu ile 1-1'e gelse de sonuç sonrasındaki yoğun baskı sonuç getirmedi ve rüya bitti.

Guardiola, milli maç sonrası oynanan maçların zorluğundan çekindiğini belirtmişti, korktuğu bir anlamda başına geldi. Mourinho'da tribünlerdeydi, Inter'de iken Cam Nou'da aynı mantalite ile durdurmuştu Barça'yı. Bu akşamı gördükten sonra hem ligde hem de kupa'da Barça'yı durdurma adına kafaya yazmış mıdır bir şeyler merak ediyorum doğrusu...

29 Ocak 2011

Barcelona Rekor Peşinde

Eylül ayının başında Camp Nou'da Hercules Valdes'in 2 golüyle gali gelirken herkesn aklında "Acaba" sorusu belirmişti bile. Bu yükseliş daha ne kadar sürebilirdi ki, belki de Barcelona geçmişteki kadar güçlü değildi artık. Kısa zaman sonra karar vermek için ne kadar erken davranıldığını ezbeletircesine dikte eden Barcelona "evet geçen seneki kadar güçlü değil, daha da güçlüyüz" mesajını veriyordu.

96-97 sezonundan bu yana 15 yılda 3 kez karşı karşıya gelirken 2 takım 3 maçı da Hercules kazandı. Özellikle bir önceki Camp Nou zaferi Figo, Guardiola, Ronaldo'lu kadro Boby Robson ve Mourinho yönetiminde Şampiyonluk mücadelesi yaparken yaşanmıştı. 2-0 geriden gelip 3-2 ye taşıyan Hercules, 2. yarıda kendi evindeki maçtan da 2-1 galip gelerek Capello'nun Real Madrid'ine şampiyonluk yolunu açmıştı.

Bu akşamki maç aynı zamanda Real Madrid'in 1960-1961 sezonundanki 15 maç üst üste kazanma rekoruna ortak olma şansını sunacak Katalanlara. Ek olarak ilk yarıdaki maç ve geçmişin hesaplaşması olacak.

Hercules ilk maçtaki sürprizi yeniden gerçekleştirme adına motivasyon yükseltirken Barcelona'nın cevap vermek için yeterli sebebi var. Bu akşam bu maçı izleyip tarihin ufak bir parçasına tanıklık etme fırsatını tepmeyin derim, hem bu futbolun her anına şahitlik yapmak hem de bu yolda toplanan ufak bonuları görmek oldukça keyif verici olacak.

30 Kasım 2010

Barcelona 5:0 Real Madrid // Başkent'in Izdırabı



















İşi geyiğe sarmasalar öne çıkan defansın arasında ileri sarkmayı bekleyen oyuncuları kaçırmak isteseler 8 bile olurdu, olsa da tadından yenmezdi ama fırsat kaçtı. Mourinho ve Madrid'in fiyakasını saha dışındaki demeçlerle değil, saha içindeki futbol ile silmeyi tercih edince Katalanlar bize de işin tadını çıkarmak düştü. Maç için ne yazılabilir ki, "R. Madrid'in suçu ne?" başlığı iyi gider.

Mourinho maç sonrası basın toplantısında olabildiğince rahat görünmeye çalışıyordu, saha içerisinde değil ama saha dışında farkını ortaya koydu yine. Normal bir sonuç havası vermeye çalıştı, belki de yapılması gereken buydu.

Guardiola, Barcelona tarihine ismini altın harflerle yazdıracak. 2 yılda koskoca tarihe sığacak işlere imza atmaya devam ediyor.

30 Ağustos 2010

İspanya'dan Kısa Kısa..

*CR7 sağ bileğinde sakatlandığı için 3 hafta yok.

*Marseille, Schalke ve Tottenham'ın peşinden koştuğu Luis Fabiano, Sevilla ile şözleşmesini 2 sezon daha uzatıyor.

* Davil Villa bu sezon kaç gol atar anketleri İspanya'da oldukça revaçta.

* Real Malloca, Emana ile ilgleniyormuş. Orta sahanın merkezi için düşündükleri Emana için Webo & Keita'yı    Betis'e vermeyi düşünüyorlarmış. Üstüne ne akdar para verilir belli değil, malum kulüp krizde.

* Barcelona kadrosundaki 15 isim Ulusal Takımlar'a seçildi, elde sadece Maxwell, Adriano, Abidal, Keita ve Pinto kaldı. İyi takım olmanın da bir bedeli var!

* Espanyol, Sevilla'dan Duscher'i kadrosuna kattı.

30 Mayıs 2010

Bu Taş da Guardiola'ya
















Etoo takası sonrası büyük umutlarla geldiği Barça'da geride kalan yılın ardından 2 tarafından da pek memnun kaldığı söylenemez. Katalanlar'ın David Villa harekatı bu takımın gelecek yıl 1 numaralı ileri uç adamının kim olacağını net olarak göstermektedir. İbrahimovic tarafında ise menejerden Guardiola'yı suçlayan açıklamalar geldi İtalya dolaylarından ve Marca'da satırlarına taşıdı bu ifadeleri:

"75 milyon verip de halen İbra'yı oynatamıyorsa gidip akıl hastanesine görünsün". Biraz ağır laf olmuş.

Ardından da Barcelona ile yolların ayrılabileceği sinyalini de çakmış: "İbrahimovic'in aklında Barcelona'nın kendisinin son kulübü olacağına dair bir düşünce hiç oluşmadı. Mourinho gibi o da herşeyi kazandığında yeni ufuklara yelken açabilir. Şu an Barcelona'nın futbolcusu ama İngiliz kulüplerinin de ilgilenmesi normal çünkü malzeme ortada".

Barcelona tarafında da İsveçli oyuncunun satılması fikri ağır basıyor olabilir, çünkü böylesine pahalı bir ismi kulübede tutup fiyatını düşürme riski mantıklı bir hamle gibi görünmüyor.

09 Mayıs 2010

Barcelona İşi Bitirdi
















En zor maçı Sevilla deplasmanıydı Barcelona'nın. 3-0 önce geçtikten sonra ard arda yedikleri 2 golile kısa süreli çok yaşasalarda Sanches Pisuan'dan 3 puan ile dönmeyi başardılar. Bitime 1 hafta var ve kendi evlerinde Valladolid karşısına 2. Real Madrid'in 1 puan önünde 96 puanlık inanılmaz bir toplamla girecekler. Son düzlükte sımsıkı sarıldıkları kupayı bırakmaları mucize olur. 17 yıl önce Madrid'in Tenerife'ye yenilip şampiyonluğu kaybettiği sahaneler çok geride kaldı ve Neu Camp'a uğraması da olası değil. Yalnız bir takım muhtemelen 98 puan toplayıp şampiyon olamıyorsa o ligin çivisi çıkmıştır arkadaş!

24 Mart 2010

Jimenez'le Buraya Kadar
















Geçen hafta ya da 10 gün önce Sevilla ile ilgili yaptığımız değerlendirmede geleceğin kurgulanmasında Jimenez'in konumunun iyi değerlendirilmesi gerektiğinden bahsetmiş ve liderlik-mentalite gibi kriterler ile değerlendirildiğinde ciddi soru işaretleri barındıran İspanyol teknik adamın Sevilla'nın geleceğindeki yerinin korumasının zor olduğunun altını çizmiştik.

http://sacitekin.blogspot.com/2010/03/jimenezle-nereye-kadar.html


Akşam üstü ajanlara düşen haberler Sevilla yönetiminin gereken değerlendirmeyi yapmak için sezon sonunu beklemediği ve Jimenez ile yolların ayrıldığı yönünde. Yardımcı antrenör ile yola devam edileceği açıklanmış, Del Nido çok bile dayandı aslına bakarsanız. Alternatif isimler daha şimdiden konuşulmaya başlandı ki bunlardan biri yakından tanıdığımız bir isim: Aragonez. Sesimizi İspanya'dan duyan olur mu bilmem ama biz uyarımızı yapalım Endülüslüler'e : Aman ha!!!

17 Mart 2010

Jimenez'le Nereye Kadar?



2 ardışık UEFA + 1 Süper Kupa sonrası Huande Ramos ile beklentiler iyice artmıştı Sevilla'da. La Liga'daki Real Madrid-Barcelona hegamonyasına karşı bir dik duruş sergilemek içten içe yanan bir ateşti onlar için. Derken başarıya birlikte yelken açtıkları hocalarını sezon başladıktan bir kaç hafta sonra kaybettiler, Onun boşluğunu da eski emektar futbolcuları Manuel Jimenez ile doldurmayı düşündüler.

Bu yaşanılanlar Fenerbahçe ile 2. tur maçlarından yaklaşık 3-4 ay öncesine dayanıyor. O sezon favori olduları eşleşmede Fenerbahçe'ye boyun eğerek kupa güzergahı dışında kalmışlardı. Aynı sezon La Liga'da bir sezon önce ciddi biçimde içinde oldukları şampiyonluk yarışının oldukça gerisinde kalarak zirvenin 21 puan ardında 5. sırada tamamladır.

2008-2009 sezonunda da Himenez ile çıkılan yolda UEFA Kupası gruplarında Standart Liege, Schalke, Partizan, Stutgart'lı grupta 4. olarak grup aşamasında kupaya veda ederek yıllar sonra erken bir veda ile Uluslararası mücadelenin dışında kaldılar. Sezonu ise bir önceki sezondan daha iyi bir performans ile 3. sırada tamamlayarak Şampiyonlar Ligi'nde mücadele etme hakkı kazandılar.

Bu sezon da dün akşam deplasmanda 1-0 kazandıkları maçın rövanşında Sanchez Pisuan'da CSKA Moskova'ya yaz transfer döneminde Galatasaray ile adı geçen Honda'nın attığı gol ile 2-1 yenilerek yine kendilerinden beklenen sıçramayı gerçekleştiremeden sezonu kapıyorlar. Ligde zaten zirvenin çok uzağında ama 3. Valencia'nın 3 puan gerisinde 4. sıradalar.

2 sene önceki kadrodan en önemli kayıpları Dani Alves oldu. Poulsen'i Juventus'a gönderdiler, Kerzhakov ise soluğu memleketi Rusya'da aldı. Çok fazla forma şansı bulamayan Kone ile şu an Bundesliga'da. O zamanlar sorunlu olan savunma ve orta sahaları defansif anlamda çok daha güçlü ve alternatifli. Zakora, Dusher gibi sağlam isimler var orta alanda. Tek büyük kayıpları bence Maresca'dır. Tekniği ve zakasıyla gayet oldun bir oyuncuydu İtalyan. En büyük sıkıntıları ise ileri uçtaki alternatifsizlik. Yani geçmişe göre çok fazla kan kaybı da yok takımda.

Sadece alınan sonuçlar değil, oyuna müdahale, takıma mental liderlik etme anlamında da yeterliliği sorgulanıyor Himenez'in. Geçen sozonun 2. yarısında bu sezon sonun akadar uzatılmıştı sözleşmesi İspanyol'un. Sezon sonu Sevilla'nın bulunacağı konuma bağlı olarak adım atılacağı aşikar ama La Liga'da çok zor olsa da yukarıya biraz yaklaşabilmek için takımın başında daha farklı profillerin varlığı, farklı başarıları sunabilme ihtimali mutlaka sorgulanmalı. Geleceğin planlaması buna göre yapılmalı.