Ligue 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Ligue 1 etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

19 Eylül 2010

Lyon'da Oyuncu Değişikliği















Bir tarafta Tigana diğer tarafa Claude Puel, ev sahibi Bordeuax diğer tarafta bir kaç hafta öncesine kendi oyun kurucaları sadece 1sene önce kazanılan şampiyonluğun baş mimarı Gourcuff'lü Lyon. Dakika 92, skor 2-0.

Kulübede ise umutsuz bakışları ile muhtemelen son kez takımın başında Lyon'un başında sahaya çıkan Puel. Lyon ligin altına demir attı, 6 maçta 5 puan. Bu kadroyla geride kalan 2 yılda ortada bir şey yokken 3. sezona da bu şekilde başlamışsanız sizi orda kimse tutamaz.

Hoşçakal Puel!!!

Not: Bu muhtemel bir değişiklik öncesi yazıdır, henüz resmileşen bir şey yok ama eli kulağında...

21 Ağustos 2010

Niang Sonrası Marsilya

Kulübü ile geçen yıl sözleşme uzatmış bir oyuncuyu ikna etmek Fenerbahçe açısından başarıdır ki muhtemelen iyi miktarda para gözden çıkarılmıştır. Deschamp takımı için önemini gayet iyi bildiğinden ve son sezonda ortaya koyduğu performans tek aşına bile yeterli bir referans olduğundan bırakmak istemedi kaptanını ama ilk cümlede de yazdığım gibi karyerinin sonunda aldığı teklifi cazibesi tüm gemileri yaktırmıştı Senegalli'ye.

Transfer söylentilerinin ilk çıktığı günlerden itibaren buluşulan ortak nokta Marsilya'nın yerini doldurmadan Niang'ı göndermeyeceği yönündeydi. Fabiano'da gündemdeki ilk isimdi. Sevilla'yı bırakıp geleceğine hiç inanmadım ama neredeyse imza aşamasına gelindiğinden bahsediliyordu, nihayetinde hala İspanya semalarında olması Brezilyalı'nın, bu işin yattığını belgeliyor.

Forvet rotasyonunda Brandau, Andre Ayew, Samassa gibi oyuncuların geçen senenin şampiyonu için yeterli olmadığı aşikar,  Niang'ın yanı sıra Kone'nin de ayrılışı bunu şart kılıyor zaten. Malum açığı kapatmak için ilk hamle Nice'den23'lük  Remy'i almak oldu ama oyuncunun sağlık taramasında çıkan kalp problemi tüm planları alt üst etti. İlk kontrollerde görülemeyen problemin 5 yıllık sözleşmenin ardından görülmesi kulüp adına büyük talihsizlik. Pazartesi günü tekrar kontrol yapılacka ve normal olarak bu süre içerisinde forma giyemeyecek Remy. Kendisi de sağlığının önemli olduğunu vurguluyor ve endişeli olsa da kariyerinin bitme noktasına geleceğine dair bir korku yaşamadığını belirtiyor, ayrıca daha önceki testlerde ortaya çıkmamasını da şanssızlık olarak nitelendiriyor.

Daha önce benzeri bir durum Thuram'ın PSG'ye transferinde yaşanmış ve kalp rahatsızlığı tespit edilen Thuram yaşının da kemale ermesini fırsat bilerek futbolu bıraktığını açıklamıştı. Geçen sezon Caen'den hayallerinin takımı Monaco'ya transfer olan Savidan'da sağlık kontrolleri sonucu ortaya çıkan ciddi kalp problemi nedeniyle futbolu bırakmak zorunda kalmıştı.

Remy'nin durumunun ne olacağını göreceğiz ama Marsilya forvet için bir ismi daha bitirmek üzere: Andre-Pierre Gignac. Toulouse forması ile parlattığı kariyerini Fransa forması giyerek taçlandıran 25 yaşındaki oyuncu ile imzaların atılması an meselesi. Remy gibi hızlı, güçlü forvetin yanına Gignac gibi oyun zekası güçlü bileklerine hakim bir oyuncu Ninag sonrası Marsilya'sında iyi izler bırakmaya aday. Niang'ın bile ritmini 30'undan sonra bulduğı düşünüldüğünde sağlam bir Remy, Gignac gibi zeki bir isim, Ayew gibi tam bir forvet olarak nitelenmese de gelecek adına umut veren bir isim ve Brandou gibi katkı yapacak bir golcü ile istenen rotasyın gayet rahat sağlanabilir, olmazsa olmaz  Remy'nin sağlıklı olması.

31 Mayıs 2009

Saltanat'ı Bordeaux Bitirdi...



Ligue 1'de de şampiyon belli oldu . 7 hafta önce bu postta yapmıştık tahminlerimizi sayısal datalara ve istatistiğe dayandırarak, oradan da Bordeaux çıkmıştı. Şimdi göz attım da o yazıya ilk 3 takımın puanları için yaptığım tahmin de neredeyse gerçekleşmiş (Bordeaux -80 (78), Marsilla- 77 (76) , Lyon - 73 (74) ). Sevdiğim sözlerden biridir "Talk with the data", işe yarıyormuş demek.

"Overrated" Gerets'in de böyle bir başarıyı hakettiğini düşünmüyordum, bu açıdan "Şarapçılar" ın şampiyonluğunun ayrı bir boyutu var benim için. Aksi takdirde spor sayfalarında "Galatasaray'ın bu kadrosu Gerets'de olsaydı" gibisinden adamın oynattığı saçma sapan futbolu hafızalarından silmiş ve futbol başarısı sadece kadro güzelliğinden geçiyormuş gibi yazıp çizerlerdi. En azından bunların biraz da olsun dizginlenmiş oalcağını düşünmek de olayın diğer bir sevindirici tarafı.

Lyon'un saltanatına son verme şerefine Blanc nail oldu. 3 yıldır başında olduğu Bordeaux'a derli toplu, göze hoş gelen futbol oynatmasını bildi ve sezonun 2. yarısının başındaki o 8 haftalık periyot dışında Lig Genelinde gayet iyi performans gösterdiler. Son 11 haftada alınan yakalanan muhteşem seri ve alınan 33 puan ile 6 puan geriden gelip, 3 puan farkla önde bitirmeyi başardılar Lig'i.
Bu şampiyonluk sonrası bazı oyuncuları Premiere League yolunda düşmekten alıkoyamayabilirler. Chamakh ve Cavenaghi ilk akla gelen 2 isim. Gourcuff'u kadroda tutmaları en büyük şansları. Geçtiğimiz sezon Şampiyonlar Ligi'ndeki başarısız tabloyu yeniden yaşamamak istiyorlarsa mutlaka takviye yapmaları da şart.

28 Mayıs 2009

Gourcuff ile Yola Devam...



Milan'dan 15 Milyon Euro'luk satın alma hakkı saklı olmak üzere kiralık olarak başlamıştı sezona Bordeaux'da genç yetenek. Bu sezon "Şarapçılar" ın artan performansında elbette Blanc'ın rolü ve oturan takım düzeninin etkisi bambaşka ama bu faktörün ardından ilk sıraya konacak gerçek de Gourcuff'un takım içindeki rolüydü. Özellikle son haftalarda alınan ard arda galibiyetlerdeki payı yadsınamaz cinsten. Şu an bir ucundan yakalanan Şampiyonluk Kupası'nda çok fazla emeği olduğunu söylemek lazım.

İşte bu gerçekten hareketle Bordeaux'da eldeki değeri kaybetmek istememiş olacak ki bugün Gourcuff ile 4 yıllık bir anlaşma yapıldığı haberleri düştü ajanslara, Milan tarafından da genç oyuncuya başarı dileyen bir açıklama ile doğrulandı bu bilgi daha sonra. Bordeaux için çok isabetli olan bu hamlenin aynı zamanda Kaka'nın takımda kalacağı anlamına geldiğini söylersem yanlış olmaz sanırım.

Bakalım bu sevindirici haberin ardından kulüp taraftarları, hafta sonu alıncak 6. şampiyonluk ile çifte mutluluk yaşayacaklar mı?

19 Mayıs 2009

Marseille - Lyon & Saltanatın Sonuna Doğru



Ligue 1'in şampiyonluk yarışını yakından takip eden biri olarak bu maçı kaçırmam beklenemezdi zaten. Daha önce sezonun bitimine 6 hafta kala yazdığım bu yazıda geniş çaplı bir değerlendirme yapmış hatta Lyon saltanatının bu sene muhtemelen sonlacağını belirtmiştim. Nitekim bitime daha 4 hafta kalan Lyon'un yarışın dışında kaldığı belgelenmişti.

İşte bu açından zirve yarışını yakından etkileyen en önemli karşılaşmaydı Marseille -Lyon mücadelesi. Zaten zor bir fisktüre sahip olan ve geçen 3 hafta içinde Bordeaux ile arasındaki 2 puanlık fark eriyip "Şarapçılar Diyarı" temsilcini yakalanan Gerets'in ekibi için tek yol galibiyetdi. Lyon ise 1 paun arkasındaki PSG'nin kendi evinde Auxerre'e yenilmesi ile aradaki puan farkını 4'e çıkararak son 2 haftaya Şampiyonlar Ligi'ne katılma yolunda avantajlı girmeyi düşünüyordu.

Maça hızlı başlayan ekip Marseille oldu. Hücumda son haftaların etkili ikilisi Nyang-Brandou 2'lisini sürmüştü sahaya Gerets. Bunlara ek oalrak çoğu maçta yedek soyunmasına alışık olduğumuz eski Lyon'lu Ben Arfa'da sahadaydı. İlk 25 dakikada oyuna hakim olan ve pozisyonları bulan ekipti ev sahibi takımdı. Lyon ise orta sahadaki lideri Juninho'yu yedek kulübesine çekmiş ve bu görevi Ederson'a teslim etmişti. Sol tarafta Delgado, sağda Govou ve ileri uçta ise Benzema ile 4-5-1 dizilişi ile sahadaydı. Fazla organiza olamayan ve gol atmaktan uzak bir görünrü içerisinde solan son şampiyon Brandau'nun ceza sahası içerisinde yapmış olduğu gereksiz ve kontrolsüz hareket sonrası bulduğu penaltıyı değerlendirerek 1-0 öen geçti. Tam bir şoktu bu Marseille için, daha golün etkisini üzerlerinden atamadan sol taraftan Delgado'nun getirdiği top un ardından yapıaln güzel paslaşmalar ile Benzema'nın önüne bırakılan ara pası sonrası 2. gole uzandı Lyon. Hem skor hem de psikolojik olarak üstünlük artık tamamen Lyon'daydı.

2. yarıda maçı çevirebilmek için Marseille'nin tek umudu erken bulunacak bir goldü. Bunun için de net olmasa da pozisyona girmeyi başardılar hatta Nyang ile penaltı tartışması yaratacak pozisyonlar buldular ama çalınsa daha ağır olacak bu pozsiyonlarda hakem oralı bile olmadı. Daha sonra 2. yarıda çokça kullandıkları sol kanatdan Nyang'ın pası ile Wiltord ile bitime 10 dakika kala gole ulaştılar. En azından berabere bitirmek için şansları vardı. Bu arada Lyon'da Juninho'nunoyuna girişi sonrası topa daha çok hakim olmaya başlamıştı. Hatta bu arada 1-2 net pozisyon bile buldular. Artık maç bu şekilde bitecek derken Brezilyalı'nın artık klasik haline gelmiş 35-40 metrelik gollerinden birini daha izledik ve skor 3-1'e geldi. Juninho'nun dünya üzerinde duran toplar en etkili kullanan bir kaç isim arasında olduğunu söylemek sanırım yanlış bir değerlendirme olmayacak burada. Çünkü topa doğru geldiğinde kaleyi bulacak bir şut çıkaracağından o kadar emin izliyorsunuz ki pozisyonu, bu güven bile çok şeyi anlatıyor zaten.

Marseille açısından 3 puan kaybedilmişti ama son dakikada yenilen gol lig sonunda yapılması muhtemelen olan averaj hesapları düşünüldüğünde yenilen son golün anlamı çok farklıydı. Maç öncesinde genel averajda 29 ile 1 puan önünde olunan Bordeaux'un 1 puan gerisine düşüldü yenilen bu son gol ile. Toplam puanda ise 4 hafta öncesinde 2 puan önünde iken Bordeaux'un şimdi 3 puan gerisinde kalınmış zirvenin.

Kalan 2 haftada ise Bordeaux öncelikle 16. sıradaki ve düşme potasının hemen üstündeki Caen ile deplasmanda karşılaşacak. Marseille ise kendi evinde Lig 7. si Rennes ile kozlarını paylaşıyor olacak. Son hafta ise Bordeaux ligde bir iddiası olmayan Monaco ile oynarken, Marseille ise diğer bir rahat takım olan orta sıralardaki Nancy deplasnmanına çıkacak. Oynanacak kaşılaşmalara bakıldığında Bordeaux'un çok büyük bir avantaj yakaladığını belirtmek gerek özellikle de 1 beraberlik hakkı olduğu düşünüldüğünde. Yalnız burada son haftalarda zor ve tek farklı galibiyetle alan Bordeaux için hafiften tehlike sinyallerinin çaldığını da belirtmek gerek.

Marseille açısından bakınca özellikle Gerets'in teknik adamlığını beğenmeyen biri olarak basınımızın ve spor yazarlarımızın 2 hafta önceki puan durumuna bakarak methiyeler dizdiği, Galatasaray'lı bazı kesimin hala bugün O olsaydı dedikleri "overrated" teknik adamın zirvenin gerisinde kalıp aslında hakettiği yere gelmesi benim açımdan sevindirici. Blanc'ın ve oynattığı güzel futbolun zirveye yerleştiğini görmek güzel, 6 hafta önce de belirttiğim gibi favorim halen "Şarapçılar" ve Lyon'un salatanatına son verme adına önlerine altın tepside sunulan fırsatı geri çevirmeyeceklerini umuyorum.

03 Mayıs 2009

Ligue 1'de Dün



Dün alınan sonuçlar şampiyonluk yarışını ciddi anlamda etkileyecek. İlk olarak zaten şampiyon olması mucizelere bağlı olan Lyon, Valenciennes deplasmanında aldığı 2-0'lık mağlubiyet ile lige tamame havu attığı gibi Şampiyonlar Ligi'ne gitme şansını da zora soktu. 1 puan arkasındaki PSG, kendi evindeki zorlu Rennes karşılaşmasından 3 puan ile ayılabilirse son şampiyonun 2 puan önünde konuşlanmış olacak. Son 7 yılını domine ettiği bir ligi 4. hatta 5. sırada bitirme tehlikesi ile karşı karşıya olmasında son 2-3 yıldaki istikrarsız gidişin (özellikle teknik adam değişimi) etkisinin fazla olduğu su götürmez bir gerçek.

Lider Marseille ise kendi evinde 56 puanlı Toulouse ile berabere kalarak (2-2) önemli 2 puan kaybetti. Bugün Bordeaux'nun evinde oynayacağı Sochaux karşılaşmasından 3 puan ile ayrılır ise Marseille ile eşitlemiş olarak total'i. Bundan sonraki maçlara bakında daha önce de yazdığım üzere bariz bir fikstür avantajı var "Şarapçılar"ın. Herkesin Gerets'den şampiyonluk beklerken Blanc sessiz ve derinden geliyor haberiniz olsun!

29 Nisan 2009

Gourcuff'dan Mucize 3'lük



Bu gece bir spor sever için fırsatlarlar mı yoksa şansızlıklarla mı dolu pek karar veremedim. Aynı anlarda başlayan 3 mücadeler vardı ayrı ayrı olsa mutlaka izlenecek olan : Manu- Arsenal, Rennes - Bordeaux ve bir snooker derbisi Selby-Higgins mücadelesi.

Yapılacak tek şey vardı, öncelik vermek. İlk sıraya Manu - Arsenal maçını aldık tabiki. 2. sıraya Snooker'ı koyduk, geriye kalan zamanda da ki nasıl kalacak orası soru işareti Ligue 1'e göz atacaktık.

İlk 2 hedefi gerçekleştirdik ama 3. sünü ne yazık ki ıskaladık. Hem de nasıl ıskalama! Livescore'dan sonuca bakınca, gözlerim fal taşı gibi açıldı: Henüz 1. dakikada yediği golle maça neredeyse mağlup başlayan "Şarap Diyarı" nın temsilcileri, 62. dakikada Goufran ile beraberliği yakaladıktan sonra 70. dakikada da Gourcuff ile gelen golle 2-1 öne geçtiler. Maçın başında olduğu gibi sonunda da sürprizi yapan ev sahibi Rennes, 89'da skoru eşitledi. Muhtemelen şampiyonluk umutlarının azaldığı dakikaydı Bordeaux için ama maçın son anlarında sahneye yine Gourcuff çıktı 3-2'lik galibiyetle altın, pırlanta vs. değerinde 3 puanı takımının hanesine yazdırarak Marsilla ile aradaki puan farkını 2'de tutmayı başardı.

Ligue 1'deki şampiyonluk yarışını değerlendirirken en büyük adayımın Bordeaux olduğunu belirtmiş ve en kritik maçın da bu hafta Rennes ile oynayacakları mücadele olduğunu yazmıştım. Bundan sonra önlerinde rakiplerine göre çok daha rahat bir fikstür var, saçmalamazlar ise Marsilla'nın kaybedeceği puanlar ile Lyon hegamonyasına son veren taraf olma hayalini Blanc, Gerets'in avuçlarının arasından kapabilir.

25 Nisan 2009

Hafta'nın Şampiyonluk Düğüm Maçları

Pek çok ligde Şampiyonluk yolunun kaderini belirleyecek önemli maçlar sahne alacak bu hafta. Geriye kalan haftaların azalması bu maçların telafi şansını da azalttığından her puan altın değerinde artık.

Turkcell Super Lig

Sivas -Trabzon: Şampiyonluk mücadelesi yapan 4 takımın da kaderini etkilemenin yanında bu mücadelenin bizzat içerisinde olan 2 takımın mücadelesi olması sebebiyle de büyük önem taşıyor bu mücadele. Alınacak beraberlik Beşiktaş ve Galatasaray'ın ekmeğine tereyağını, hemen üstüne de balı sürer.

Eskişehir - Beşiktaş: Denizli'nin liderlik hesaplarının tutma ihtimalinin ciddi olarka belirebileceği bir hafta olacak. Trabzon maçında Sivas'ın puan kaybetme durumu da göz önüne alınırsa, Eskişehir karşılaşmasından alınacak 3 puan zorlu fikstürü de düşününce çok önemli. Siyah-Beyazlı ekip için çok zor bir karşılaşma olacağı kesin, puan kaybetmesi normal karşılanmalı.

Galatasaray-Ankaraspor: Diğer maçların sonuçları da önemli elbet ama Galatasaray şampiyonluk potasına biraz daha girmek istiyorsa bu maçın tek sonucu var: Galibiyet.Fikstüre bakınca 6 haftalık dilimde alıncak 18 puan minimum Şampiyonlar Ligi vizesi getirir ki en za şampiyonluk kadar değerlidir. Bu arada "Galatasaray şampiyon olursa bu işten karlı mı çıkar, yoksa bu sarhoşluk amatör yönetim anlayışına prim yaptırıp kulübü yerinde saydırmaya devam mı ettirir" hususunu başka posta bırakıyorum. Bülent Korkmaz, ilk 2'ye giden yolu direkt etkileyecek takıma sahada yaptıracakları ile. Bakalım, en azından berni şaşırtıp iyi işler çıkarabilecek mi?

Bundesliga

Bayern Münih -Schalke 04: 54 puandaki Bayern açısından tek ihtimalli bir maç, her yolun 3 puana çıkması lazım. Fred Rutten'in ayrılışının ardından üst üste galibiyetler alan formda bir Schalke, Alianz Arena'da bir çelme takar mı Bayern'e merakla bekliyorum. Klinsman için de çok kritik bir hafta, eğer şampiyon yapamazsa sezon sonu koltuğunu koruması kolay olmayacak. Yani 6 puanlik maç bile sayılır : 3'ü Bayern'in 3'ü de Klinsman'ın hesabına yazılır.Gönlü Wolsfburg'un şampiyonluğudan yana biri olarak, "Forza Schalke" demek yalnış olmaz herhalde.

Borusia Dortmund - Hamburg: 4. sıradaki UEFA Yarı Finalist'i Hamburg, 4 haftadır üst üste zorlu maçlardan galip ayrılan formda Dortmund deplasmanına çıkacak. Bir yandan UEFA'da ilerlerken diğer yandan Şampiyonluk mücadeleri yapmak kolay değil. Bu hafta puan kaybetmelerini bekliyorum, en bu maç kadar önemli olan bir Hertha maçı var haftaya üstelik de hafta içi yorgunluğunun üstüne. Yani çok kritik 2 hafta, Hmaburg'un kaderini çizecek. Bitime 6 hafta kala eğer şampiyonluk yolunda devam etmek istiyorlarsa yapmaları geken ilk şey bugükü maçı almak olmalı.

E. Cottbus - Wofsburg: Potadaki 4 takım arasında en kolay gibi görünen maça çıkacak lider Wolfsburg. Kümede kalam mücadelesi veren 17. sıradaki Cottbus ile oynayıp 3 puan almaları, rakiplerinin oynayacakalrı zorlu maçlar düşünüldüğünde kendilerine büyük avantaj sağlayacak. İyi bir seri yakalayan Magath ve ekibi sürprize yer vermeden istediklerini alacaklardır deplasmandan.

Premiere League

Manchester United - Tottenham : Lider bitime 5 hafta kala 1 maç eksikle en yakın takipçisi Liverpool'un 3 puan önünde. Eksik olan maçı ile birlikte 6 puanlık fark olduğu düşnülür ise bu maçın getireceği 3 puan geride kalan 4 haftada 5 puan kayıp opsiyonu verecek Kırmızılar'a. Bu açıdan her ne kadar puan kaybetme toleransları olsa da Arsenal, Manchester City gibi takımlarla oyananacak maçlara kadar puan farkını korumak için amaçları 3 puan olacak.
Hull City - Liverpool : Hafta içi Arsenal'e karşısında galibiyete uzanamayarak (aslına bakarsanız beraberliğe bile dua etmeleri lazım) kaybettikleri 2 puanı çok arayacakları kesin. Yapacakları tek şey kendi maçlarını alarak beklemeye geçmek. Ligin ilk yarısındaki çizgisinden uzak olan Hull ile karşılaşacaklar deplasmanda TSİ ile 17:00'da. Daha sonra da oturup 19:30'daki Manu maçına bakacaklar, tabiki o maçtan beklentileri arttırmak adına ne yapmaları gerektiği ortada.

La Liga

Valencia - Barcelona: Bitime 7 hafta kala, çok kritik bir deplasmana çıkacak Barça. Haftaya oynayacakları Real Madrid karşılaşmasına puan farkını koruyarak çıkmak isteyeceklerdir. Valencia'da Sevilla'nın 2 puan gerisinde Şampiyonlar Ligi vizesi peşinde. Kulübün içerisinde bulunduğu maddi sıkıntıyı düşününce iyi bir gelir kapısı sayılacak bu fırsatın peşindne sonuna kadar gideceklerdir. Hedefi olan bu 2 takımın karşılaşması nefesleri kesecek. Deplasmanda zaman zaman sıkıntı yaşayan Katalan ekibi bu deplasmanda puan kaybedebilir.

Sevilla - R. Madrid: Kurgu olarak Valeci-Barça maçının kopyası. Bir CL vizesi peşinde takım ile Şampiyonluk heveslisi diğer bir takım. Barça için yazdıklarımızın kopyası olacak, Madrid için yazacaklarımız. Puan farkını hep 3 olarak belirtiyorlardı Barça maçını alacaklarını iddia eden Madrid'li futbolcular. Şimdi bu söylemi gerçekleştirmenin ilk adımı en azından puan farkını 6'da tutarak Barnebau'ya çıkmak, sonrası kader maçına kalacak zaten. Huande Ramos için de iyi bir nostalji gecesi olacak. 2 yıl ard arda UEFA Kupası kazandırdığı eski takımına karşı Sanches Pisuan'da olmak...

Ligue 1

Ligue 1 ile son 1 haftada geniş değerlendirmeler yaptık burada da devam edelim.

Lille - Marseille: Lyon-PSG sonrası şampiyonluk düşlerini gerçeğe dönüştürme fırsatına daha bir yaklaştı Marseille. Lig 5. Lille deplasmanında çıkacaklar ve çok zor bi maç olacağını belirtmeye gerek bile yok. Her ne kadar Gerets ve ekibi 3 puana gebe gibi dursalarda her sonuç normal karşılanmalı.

Rennes - Bordeaux: Daha önce de yazdım, şampiyonlu yolundaki en büyük favorip "Şarapçılar". Fikstürleri de gayet iyi, çarşamba günü oynayacakları Rennes karşılaşması ise bu fikstürdeki en zorlu karşılaşma. 3 puan alırlarsa yolları açıktır...

24 Nisan 2009

Lyon 0:0 PSG

Tatsız, tussuz vakit kaybı bir maç oldu. İlk yarısını izleyemedim 2. yarıya bakınca fazla bir şey kaçımadığımı düşünüyorum. Koca 45 dakikadan akılda kalan tek pozisyon Hoarau'nun defansında arkasına sarkarak kaleci ile karşı karşıya kaldığı an oldu.

Topa daha çok hakim olan taraf Lyon'du. Sahayı eşit 3 dilime ayırırsak eğer muhtemelen oyunun %60'dan fazlasa PSG kalesine yakın1.5'luk dilimde oynanmıştır, fakat o kadar iyi kapattılarki yarı sahalarını Lyon top gezdirebildi ancak gol bölgesinde efektif olamadı.

Şimdi puanlar 60 ve 61'e geldi. 1 maç eksikli Bordeaux ve Marseille'nin büyük bir avantaj yakaladıklarını söyleyebiliriz. Pazar günü Gerets'in ekibi çok çok önemli bir mücadeleye çıkacak, maçı almaları durumunda Lyon ile puan farkı 6'ya çıkacak. Kendi sahalarında oynayacakları Lyon maçını da hesaba katarsak ,ilk 2 sıranın neredeyse garanti olduğu bile söylenebilir. Çarşamba akşamı'da Bordeaux, Rennes deplasmanına çıkacak. Kalan maçlarını düşünürsek şampiyonluk yolundaki en kritik maç. Fransa Ligi'ndeki şampiyonluk mücadelesini değerlendirdiği bu postta da belirttim en avantajlı konumda olan takımın fisktüre bakınca Boredeaux olduğunu belirtmiştim ve alacakları 3 puan onların yollarına emin adımlarla devam etmelerini sağlayacak.

Lyon vs. PSG



Bu akşam 21:30'da, bitime 6 hafta kala Ligue 1'in şampiyonluk mücadelesini fazlasıyla etkileyecek mücadelelerden ilkini izleme şansını bulacağız. Cuma akşamları genelde böyle iyi maçlara Bundesliga sışında rastlayaamzdık, iyi oldu. 2 takımı direkt olarak etkilemesi sebebiyle, 3 hafta sonraki Marsilla-Lyon maçı ile aynı kategoride bir maç olarak sayılabilir.

Geçen sezon düşme potasındaki PSG'nin bu sene şampiyonluk mücadelesi yapması bile başarı sayılır, daha fazlasını elde etmeleri de mümkün değil zaten bu sene için. Lyon'un 3 puana fazlasıyla yakın duruyor, durmaları da lazım yoksa 7 yıllık saltanatın bitmesi içten bile değil!

20 Nisan 2009

Lyon Saltanatı'nda Sona Doğru...



Fransa Ligue 1'in son 7 yılına damga vurarak arda arda şampiyonluklar yaşayan Lyon'un saltanatı bu sene kuvvetle muhtemel son bulacak. Bu defa işleri gerçekten zor, artık geçmiş senelerdeki kigi tek rakipleri yok, önlerindeki Marsilla ve Bordeaux hemen arkasında 1 puan geride de PSG ile ciddi bir yarış içerisindeler şimdi.

Bu hafta Gerets'in Marsilla'sı deplasmanda Lorient'i 1-0 geri düştükleri maçta 1-2 mağlup etmeyi başardı ve Lyon ile puan farkını 4'e çıkardı. En yakın takipçileri Bordeaux ile aralarında 2 puan var. Son olarak 92-94 yılında şampiyon olmuş bu ekibi 16 yıl sonra şampiyonluğa taşır ise Gerets heykelini dikmeleri içten bile değil. Kendisi ayrılmak istemedikçe en az 4-5 yıl daha kalır Fransa'da.

Blanc'ın Bordeaux'u da 1 ay öncesinde 5. sıraya kadar geriledikleri yarışta, üst üste maçlar kazanarak liderin 2 puan gerisine konuşlanmayı başardı. Bu hafta üst sırada yer alan Lyon'u 1-0 yenerek önemli bir engeli aşmayı başardılar. Maçın büyük bölümünü Kanal A'da izledim bir yandan internet üzerinden Superclassico'yu takip ederken...

Lyon açısından bu konuma gelmiş olmalarında son yıllarda istikrarlı çizgilerini, teknik direktör istikrarsızlığı yönünde bozmuş olmalarının büyük payı olduğunu düşünüyorum. Son 3 yılda 3 ayrı teknik direktör ile çalışarak Türk Kulüpleri'ne nazire yapar hale geldiler, en büyük hataları bu. Takım yapısı açısından bakılırsa da Juninho'nun artık belirli bir yaşa gelmiş olması nedeniyle vasat oynadığı maçların fazlalaşabileceği de düşünülürse O'nu yedekleyecek isimlerin takımın orta sahasına monte edilmesi gerekiyordu. Ederson zaman zaman bu göreve soyunsa da henüz gereken verim alınmış değil. Orta sahada yaşana b sorun dün oynanan maçta çok net görülüyordu.


PSG ise arka tarafta 59 puan ile liderin 5 puan gerisinde. Geçen sene küme düşmekten son ahfta kurtulmuş bir takımın bu sene ilk 4 içerisinde yer alabilmesi ve bunu geçen seneki teknik adam ile gerçekleştirmek yönetim adına bir başarıdır. Le Guen'in kalitesini bildikleri için yola onunla devam ettiler ve karşılığını da aldılar. Şampiyon olmaları zor ama şampiyonlar ligi bileti almaları içten bile değil.

Ligin bitimine 6 hafta kaldı ve yukarıdaki resimde de ayrıntısı ile görüleceği üzere en avantajlı fiktür Bordeaux'da. Fotoğrafın üstüne tıkladığınızda da göreceksiniz her takımın oynadığı takımların ligdeki sıralamalarını toplamı var alt tarafta. Marseille 6 haftada ligdeki sıralama toplamı 44 olan takımlar ile oynarken, Bordeaux ise toplamı 78 olan takımlar ile oynayacak, üstelik bu takımların 4'ü 12 sıra ve gerisindeler. Buradan en zor fikstürün Marseille'de olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.
Buna ek olarak PSG-Lyon ve Marseille kendi aralarında oynar iken, Bordeaux'un böylesine zorlu bir maçı yok. Elbette küme düşme hattındaki takımlar ile oynamak da ligin sonlarında kolay değil ama genel manada avantaj olarak görülebilir. Şampiyonluğun kaderini belirleyecek olan maçlardan özellikle 36. haftadaki Marseille-Lyon maçı nefes kesecek.

Foto'nun alt tarafında da ligin sonunda alacakları tahmini puanları verdim, göreceğiniz üzere benim favorim Bordeaux.

09 Şubat 2009

Marsilla :"Ben de varım"



Lyon'un geçen senelere göre güç kaybetmesi mi yoksa rakiplerin güçlenmesi midir bilinmez Fransa'da bu sene şampiyonluk mücadelesi geçen senelerdeki Lyon baskınlığının aksine çekişmeli gidiyor. Şu an lider 45 paunlı lider Lyon ile 5. Toulouse arasında 5 puan, 7. Rennes ile 8 puan bulunuyor.

Dün akşam da şampiyonluk mücadelesini yakından ilgilendiren bir maç vardı Ligue 1'de : Marseille-Bordeaux. Hem Galatasasaray'ın rakibini izleme hem de bir zevkli bir kaşılaşma olmaya aday Fransız derbisine göz atmış olma anlamında önemliydi maç. Ayrıca 42 puanlı Bordeaux için lider ile aradaki farkı 1'de tutma, Marseille için de 8 puanlık farkı yeniden 5'e indirme açısından da kritik bir maçtı. Nitekim beklentilerimizi karşılamaya yetti 90 dakika sonundaki mücadele ve tempo, özellikle de Galatasaray-Kayseri ve Konya-Beşiktaş maçlarını izledikten sonra.

Marseille Niyang ve Koune'nin sakatlığından ötürü devre arasında Wiltord ve Brandao'yu kadrosuna kattı ve hücum hattında bu ikili sahadaydı. Bordeaux cephesinde beraber oynamalarına alışkın olmadığımız ofansif oyuncuların bir çoğu ilk 11'deydi. Gourcuff -Cavenaghi - Chamakh-Vendel-Jussie 5'lisi ile etkin bir hücum hattı oluşturmayı hedeflemişti Blanc.

Her iki takım da aç boyunca net gol pozisyonlar yakaladı ama kalecilerin performansı maçtaki gol sayısının artmasını önleyen ana faktördü. Bordeaux yukarıdaki ofansif isimler ile caza sahası çevresinde ayağa kısa toplar ile aralar adam kaçırma peşindeydiler ki Cavenaghi ve Vendel ile karşı karşıya pozisyonları gole çeviremediler. Zaten Bordeaux'un en iyi yaptığı işlerden biri de bu. Orta sahayı geçince zaman zaman baş döndürücü bir pas trafiği kurarak ceza sahasına sızmak. Özellikle Vendel'in pozisyonunda Taibo'nun kademeye girmesi ve son vuruş şansı vermemesi mükemmeldi. Burada Taibo'nun performansının da altını çizmek gerekiyor. Komple bir sol bek gibi oynuyor kendisi. Hem hücuma destek veriyor, hem de savunma görevini aksatmıyor. Uzun zamandır bu kadar etkin bir savunmacı sol kanat adamı görmemiştim.

Bu kadar net pozisyonların harcandığı bir maçta golün Chamakh'ın kendi kalesine attığı gol ile gelmesi de ilginçdi. Marseille'nin en net pozisyonlara maç 1-0 olduktan sonra ulaşması da altı çizilmesi gereken bir nokta. Genel manada disiplinli oynayan Bordeaux takımının risk aldıklarında arkalarında verdiği boşluklara işaret ediyor bu. Aynı zamanda ara toplarda dengesi bozulan ama yan toplarda oldukça güçlü bir savunma anlayışı var Fransız ekibinin. Umarım Galatasaray teknik ekibi de bu eksiklikler görüp stratejilerini buna göre belirler.

Gerets ve ekibine gelince, teknik direktrölüğünden pek haz etmesem de dün oyunu iki yönlü oynamaya çalışan Marseille'yi beğendiğimi söyleyebilirim. 3 puanı hanelerine yazdırarak zirveden kopmadılar ve Lyon'u takibe devam ediyorlar. Sezon sonunda ipi göğüslemeleri futbollarına istikrar katmalarına bağlı. Nyang ve Koune'siz hücum hattında yaşayacakları sıkıntı da onları zorlayacak diğer nokta.

12 Ocak 2009

Bordeaux 4:0 PSG

Bordeaux 2. yarıya etkileyici bir başlangıç yaptı PSG karşısında. Galatasaray'ın rakibi olması sebebiyle dikkatle izliyorum artık Fransız takımının maçını. Lyon'un 2 puna kaybettiği haftada bu sonuçla lider ile aralarındaki farkı 1 puana indirdiler ve şampiyonluk için ne kadar iddialı olduklarını gösterdiler.

Maça gelirsek, öncelikle atılan goller takımdaki bireysel yeteneklerin gücünü gösteriyor. Tamam PSG defansının hataların da var ama yiğidi öldürüp hakını vermek lazım. Gourcuff'un attığı gol tam anlamıyla jeneriklik, görülmesi gerekiyor. Zaten Bordeaux'un en tehlikeli ismi olarak duruyor genç yetenek. Bunun dışında Chamakh ileri uçta sürekli defansı rahatsız eden ve top tekniği yüksek bir forvet. Ligde genellikle Cavenaghi- Camakh ikilisi bir arada oyanmazken bu maçta her ikisi de sahadaydı.

İlk yarıda rakip kaleye daha çok gidip 2 gol bulduktan sonra 2. yarı oyunu daha çok kendi sahasında kabullendi Bordeaux. PSG orta sahası daha yaratıcı olsa daha fazla pozisyon bulabilirlerdi ki 3 tane net pozisyon buldular ama son vuruşlarda ciddi manada kötüydüler. Orta sahalarında topla en çok oynayan isim olan Makalele'nin defansif anlamdaki gücünü hücuma yansıtması beklenemezdi ama belliki Le Guen O'ndan umutluydu ve bu görevi üstlenmesini istemişti.

Bordeaux teknik kapasitesi yüksek Gourcuff, Cavenaghi, Chamakh, Mendel gibi isimler ile özellikle ceza sahası çevresinde çok tehlikeli paslaşmalarla tıpkı Galatasaray'da Lincoln-Baros-Arda-Kewell dörtlüsü gibi etkili oluyorlar. Dikkatli olmak ve ceza sahasında önündeki bu pas trafiğine önlem almak gerekiyor.

Monaco-Bordeaux maçında yapmış olduğumuz geniş analizin bir tekrarını yapmamak için detaya girmiyorum ama Fransız ekibini takibe devam edeceğim.

22 Aralık 2008

Geri Dönüşün Kralı=> Monaco 3:4 Bordeaux



Galatasaray'ın rakibi olduğu için ilk defa bu kadar dikkatli izledim Bordeaux'u bu sene. Maçı iki perde olarak değerlendirmek gerekiyor.

İlk yarıda Monaco orta sahayı kalabalık tutup rakibi önde karşıladı. Bu diziliş Bordeuax'u çok zorladı, neredeyse forvet hattına hiç top taşıyamadılar. Oyunu yönlendiren oyuncu Gourcuff hareketli oynamaya çalışsa da Monaco'nun Bordeaux orta sahasına nefes aldırmayan oyunu O'nu da vurdu. Rakip ataklar genellikle sağ kanatlarından gelişti ve bu kanatta sıkıntı yaşadıkları aşikar. Hatta 2. yarı bile Monaco bu kanadı zorlamaya devam etti. Takım savunması anlamında da Galatasaray'a oldukça benzeyen bir yapıları var. İleride oynayan Cavennaghi, Gourcuff gibi adamlar geriye pek yardım etmezken orta saha defans arasında ki kilit adam Diarra gibi görünüyor. Özellikle fizik yapısının kuvvetli olması bir çok pozisyonda rakipten kolay top çalmasına olanak sağlıyor.

2. yarıya Blanc, Chamakh'ı oyuna alarak başladı. 50. dakikada 3-0 geriye düştükten sonra Gourcuff'un serbest vuruşuna Chamakh'ın kafası ile ilk gol geldi. Monaco bu golden sonra tamamiyle geriye çekildi ve rakibi ceza sahasının önünde karşılamaya başladılar. 60. dakikadan sonra oyunun kontrolü tamamiyle Bordeaux'a geçti ve özellikle Gourcuff'un pas dağıtımı ve oyun kurması ile rakip kaleye yüklenmeye başladılar. Sırasıyla Diarra'nın ceza sahası dışında set şutu, Chamack'ın kornerden gelen topa kafası ve Cavenaghi'nin geçen hafta Lincoln'ün Gençlerbirliği'ne attığı golün bir benzeri ile 3 gol daha bulup skoru 4-3'e getirmeyi bildiler. Son iki golü de maçın bitimine 5 dakika kala buldular.

Galatasaray için bazı şeylerin görülmesi adına önemli bir maçtı.

1) Bordeaux , Galatasaray'a benzeyen bir takım. Takım savunması anlamında sıkıntıları var ama hücumda da çok ciddi silahları var : Cavenaghi, Gourcuff, Chamakh, Goufrann. Bu oyuncular sahada tıpkı Galatasaray gibi yerden ayağa paslar ve verkaçlar ile ceza sahasına sızmaya çalışıyorlar.

2) Oyunun merkezinde Gourcuff var. İlk yarıda pasif görünse de 2. yarıda oldukça etkinde. Duran toplarda gayet iyi ve kaleye isabetli & sert şutlar atabiliyor. Ara pasları da etkili.

3) Chamakh'a kesinlikle dikkat etmek lazım özellikle de hava toplarında. Geçen sen Galatasaray'a da bir kafa goü vardı. Ceza sahasında bu adamın kafasının top ile buluşmasına engel olmak lazım.

4) Orta sahada pres yapınca ve önde basınca etkilerini kaybediyorlar. Bir Benfica, bir Hertha maçıncaki orta saha dinamizmi gerekiyor. Bu şekilde onların orta sahaları etkisiz hale getirilebilir, tıpkı bu akşam Monaco'nun yaptığı gibi orta sahayı kalabalık tutmak şart.

5) Galatasaray bu sene bir çok maçta yaptığı gibi geriye çekilir ve oyunu kendi sahasında kabullenir ise kesinlikle gol yer. Rakibin üstüne çökmesine izin vermemek gerekiyor.

6) Sağ kanatları savunma anlamında zayıf. Arda ve Kewell için bulunmaz bir maden var orada.

Şimdilik dikkat çeken noktalar bunlar. Şubat ayına kadar Bordeaux'u izlemeye devam edeceğiz.

21 Aralık 2008

Monaco vs Bordeaux



Bu akşam Kanal1'de 22:00'da. Monaco 13, Bordeaux ise 3. sırada. Galatasaray'ın rakibini biraz daha yakından tanımak adına iyi fırsat.