Sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sivas etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

08 Ağustos 2009

Avrupa Ligi Kuraları

Kuralar çekilmeden önce Galatasaray ve Fernebahçe'nin daha kolay , Trabzon ve Sivas'ın ise dişli rakiplerle eşleşeceğini biliyorduk. Yine de mevcut seçenekler arasında daha uygun takımlar olduğunun da farkındaydık, dolayısı ile çekilen kuraları bu çerçeveden değerlendirmek daha mantıklı olacak.

Galatasaray'ın Rakipleri: Lech Poznan (Polonya), Amkar Perm (Rusya), NAC Breda (Hollanda), FK Teplice (Çek Cumhuriyeti) ve FC Levadia Tallinn (Estonya)

Kim ne derse desin Lech Poznan bu takımlar içerisinde en istenmeyecek takımdı. Geçen sezon UEFA gruplarında adını duyurdu ve bu seneye de gayet iyi başladı, bir önceki eleme turunda 2 maçta rakip kaleye 8 gol bıraktı. Bunun dışında Rusya Ligi'nin başlamasından dolayı Amkar ile eşleşmek de tercih dışındaydı, geriye kalan 3 takımdan NAC Breda daha güçlü gibi dursa da Hollanda takımlarına karşı bu oyun yapısı ile Galatasaray'ın zorlanmayacağını düşünüyorum. Kapalı oynayan takımlar daha fazla bela açabilir başınıza. Talinn'de Estonya Ligi takımı olması sebebiyle en çekilesi kura gibi dursa da kapalı bir kutu dikkatli olmak gerek. Galatasaray'ın turu geçememesi tamamiyle rakibi ciddiye almamaktan, motivasyon eksiklğindne olabilir başka alternetif görünmüyor şu an.

Fenerbahçe'nin Rakipleri: Strum Graz (Avusturya), F.C Sion(İsviçre), Guingamp (Fransa), FC Slovan Liberec (Çek Cumhuriyeti)

Muhtemel rakipleri değerlendirdiğimizde Strum Graz diğer ekipler arasından sıyrılıyordu ilk bakışta, geriye kalanlarden ise herhangi biri farketmezdi bence ki en ideal takım olan Sion geldi. Yaklaşık 10 yıl önce Adrian Ilie'nin aşırtma golleri ile bellkelerimze kazınan İsviçre ekibi Basel, Zurich, Young Boys gibi kulüplerin gerisinde kalan bir orta sıra takımı hüviyetinde. Fenerbahçe'nin iki maçı da kazanması gayet normal.

Trabzon'un Rakipleri: PSV Eindhoven (Hollanda), Lazio (İtalya), FK Partizan (Sırbistan), FC Basel (İsviçre), Toulouse FC (Fransa)

İsim olarak her ne kadar korkutucu dursada PSV'nin de şu aşamda kötü bir kura olmayacağı kanaatindeydim. Lazio'nun bir İtalyan ekolü temsilcisi olması nedeniyle tercih edilmemesi normal olacaktı. Toulouse ise çekilmemesi gereken takımların başındaydı Lazio ile beraber. Geçen sezon oldukça iyi bir performans koydular ortaya ve ligi 4. bitirdiler. İleri uçtaki Gignac sadece Lig'de değil Fransa Milli Takımı'nda da başarılı maçlar çıkardı. Oyuna sonrada girdiği Litvanya maçını takımına kazandıran isimdi, çok güçlü bir oyuncu ve etkili-sert son vuruşları var. Trabzon savunmasını çok zorlayacağından eminim. İlk maçın içeride olması da dezavantaj şu aşamada. Basel , 5 takım içinden en çekilebilir tercihdi bence. Partizan ise geçen sezon Fenerbahçe karşısındaki performansını düşününce Basel'den daha etkili bir takım olarak değerlendirilebilir.

Sivas'ın Rakipleri: Shaktar Donetsk (Ukrayna), CFR 1907 Cluj (Romanya), Hertha BSC (Almanya), Athletic Bilbao (İspanya)

Rakipleri değerlendirirken Sivas'ın tecrübe katsayısı ile orantılı düşünmek gerekirdi. Dolayısı ile tüm rakiplerin Sivas'a oranla şansı daha fazla olacaktı Avrupa vizyonundaki geçmişlerine bakınca. Yalnızca Cluj geçen seozn yaşadığı Şampiyonlar Ligi tecrübesi dışında pek bilinmemesi vesilesi ile tercih edilebilir bir takipti. En can sıkıcı rakip ise şüphesiz Shaktar olacaktı ki karşılarına Lucescu'nun ekibi çıkıverdi. Onlar da UEFA Kupası sonrası Şampiyonlar Ligi'nde yıllardır yapamadıklarını yapma peşinde iken büyük şok yaşayarak alt kademedeki Avrupa Ligi çekişmesi içerisinde bulmışlardı kendilerini. Bu aşamada bir motivasyon sorunu yaşayabileceklerinin muhtemel olduğunu belirtmek çok da yanlış bir varsayım olmasa gerek. Sivasspor'un yapacağı tek şey Anderlecht maçından ders almak, deplasmandaki dağınıklığı bir daha tekrarlanmamak üzere tarihin tozlu sayfalarına gömmek, ufak da olsa bir umut belirmesi için de başka şansları yok açıkçası.

4 takımımızında kuralarını değerlendirdiğimizde grupara 3 takım ile kalmamızın bile iyi bir sonuç olduğunu düşünüyorum. 4'te 4 neredeyse imkansız ama olursa tadından yenmez!

29 Temmuz 2009

Acemiler Mangası ve Kaçınılmaz Son

Hazırlık kampında ilk işaretler alınmıştı aslında. Orada alınan farklı mağlubiyetler fırtınanın habercisiymiş ama havayı koklayabilme becerisini göstermek lazımmış önce. Sonuç da oldukça manidar, Bülent Uygun'un geçen sene sarf ettiği "5 yeriz 6 yemeyiz, 7 yeriz ama 8 yemeyiz" açıklamasını düşününce.

Maçın teknik taktik tarafına gelince yukarıda yazdığımız teknik adamından futbolcusuna kadar tam bir acemilikler silsilesi vardı sahada. Geçen sezon oynadığı maçların neredeyse tamamında oyunu kendi sahasında kapanarak kabullenen, iyi alan daraltan ve yüksek mücadele gücü ile 90 dakika oyuna asılan Sivasspor gördük sahada. Göze hoş gelen bir futbol yapıları yoktu elbette ama en azından beğensek de beğenmesek de ne oynayacaklarını tahmin edebiliyorduk. Hatta bu düzenin dışına çıktıkları, atak ve geniş alanda oynamaya çalıştıkları Kadıköy'deki fenerbahçe maçında 4 golü görüvermişlerdi ağlarında.

Dün akşam özellikle ilk yarıda oynamaya çalıştıkları oyunu hangi şablona oturtacağıma bir türlü karar veremedim, çünkü o bilindik savunma yapısından çok uzak olmalarının yanı sıra neredese yarı sahayı geçemeyecek bir takım hüviyetindeydiler. Defansta Bilica'nın yerine Yasin'i koymak "bir kaç vites düşürmek" manasına geliyor, belirtmek lazım. Aralarında dağlar kadar fark var, üstelik yanındaki diğer göbek oyuncusu Sedat'ın da benzer yapıda ağır bir oyuncu olduğu gerçeği bir tarafta dururken aynı tarz 2 adam ile oynamak...Dün takımın kilidini açan ataklar sağ ve sol kanatlarda oluşan boşluklar sonucunda geldi. Özellikle Hayrettin'in tek başında kalışı ve önündeki isimden yardım alamayışı o bölgeyi koridora çevirdi.

Orta sahaya İbrahim-Mbemba-Onur-Musa gibi isimleri koyuyorsanız, sizden beklenen en azından yüksek bir mücadele gücü ortaya koymanız ve rakibin orta sahayı geçmekte zorlanan bir görüntü sergilemesi olmalı. Ne yazık ki çok eksik kaldılar o beklenen tabloyu sergilemekte. Tabiki orta saha oyuncularından sadece mücadele değil, aynı zamanda takımı ileri taşıyacak pas organizasyonları da beklenir ,oysa bu dörtlü Mbemba dışında topu olumlu kullanma açısından neredeyse hiç katkıda bulunamadılar. Ard arda 4-5 pas pas yapılabildiğini hatırlamak bile çok güç. Dolayısı ile orta sahayı geçen her top neredeyse kalenize atak olarak geri döndü.

Bu organizasyonsuzluk, kaleciden başlamak üzere yapılan bazı kişisel hataların yanına Bülent Uygun'un daha ne oynayacağına karar verememiş bir takım sürmesi neticesinde dün akşamdan farklı şeyler ummak neredeyse imkansız bir hal alıyor zaten. Oysa çekebilecekleri en iyi kurayı çekmişlerdi. Bu sene kötü başladık, elde kaldı 4. Puan lazım bize, umarım yakın bir zamanda bu rakam daha da aşağılara inmez!

28 Şubat 2009

Fener'den Toplu Kıyak: FB 4:2 Sivas



İşte zirve hesaplarını karıştıracak bir maç daha. Fenerbahçe, hem kendisi hem de üst sıralara oynayan diğer takımlar için güzel bir kıyak yaptı bugün almış olduğu sonuç ile. Sarı Lacivertliler farkı 5 'e indirdi, Beşiktaş 3 yalnızca 3 puan uzağında liderin. Yarın Galatasaary ve Trabzon'da kazanacak olur ise 40-45 arasındaki dilimde 5 takım sıralanmış olacak.

Aslında Sivasspor haftalardır bu muhtemel kaybın sinyallerini veriyordu. 2 hafta önce Bursa'dan beraberlikle döndüler, geçen hafta Eskişehirspor karşısında çok zorlandılar ve bugün 3 puanı İstanbul'da bıraktılar. Maça neredeyse 0-1 önce başladıktan sonra da bu seviyede bitirmek üzücü olsa gerek Sivasspor için. Maçın özellikle ilk yarısında kendi karakterlerinin dışında oynadılar. Zaten hem attıkları hem de yedikleri gol sayısının fazlalığı bu farklılığın temel sonucu. Ne yapardı Sivas? Geriye çekilir, oyunu geride kabullenir. Neredeyse bir 45 dakika boyunca alan savunması yaparak rakibin gol bulmasını önler, hızlı ataklarla sırf yapmış olmak için gol arardı. Hücumu daha çok ikinci yarılarda özellikle de Balili'nin oyuna girişi ve geniş alanların bulunuşu ile fazlasıyla uygularlardı. Kendi evlerinde oynadıkları Galatasaray maçında bile değişmedi bu.

Bugün ne yaptı Sivas? Bu oyun yapısının tam tersi Fenerbahçe'ye önde basarak hücuma çıkmasını önlemeye çalıştı. Attıkları ilk gol ile bunun meyvesini aldılar ama golü hemen yediler. Bunun üstüne ikinciyi de atmayı başarsalar da ard arda 2 gol yiyerek geriye düştüler. Yedikleri 2. ve 3. gol orta sahalarının tek topla hızlı bir şekilde geçilmesi ve defansın boş yakalanması ile bulundu. Yani genel Sivasspor görüntüsünün çok uzağında yenilen goller ile geriye düşüldü. Maç 3-2'ye gelince kopma noktasına gelmişti, çünkü Sivasspor'u oynadığı futbol maçda ilk golü atmaya dayalı ve bu skoru korurken bulunan fırsatlar ile farkı azaltmaya dayalı. Bu sene kazandıkları maçlar incelenirse 3 puan aldıkları maçların büyük çoğunluğunda ilk golü atan taraf kendileri oluyordu.

İkinci yarıya Musa'nın dışarı alınarak başlanılması ve takımın Murat Erdoğan'dan medet umması Sivas'ın yapacak bir şeyinin olmadığının net göstergesiydi. Bu aşamadan sonra fazla da bir şey beklenemezdi onlardan ve öyle de oldu.

Fenerbahçe'nin bu maç için en büyük şansı rakibin attıkları gollere çok çabuk cevap vermeleri oldu. Gollerin gelişi gecikse oyun sıkıntıya girebilirdi fakat Sivaspor savunmasının açıklarını iyi değerlendirdiler. 2. yarını son 20 dakikasında da çok etkili futbol oynadılar. Emre'nin giderek artan performansının da takımın oyunu üzerindeki etkisini görmek lazım.

Sarı Lacivertliler'in şampiyonluk potasına daha fazla girebilmeleri deplasmanda gösterecekleri performansa bağlı. Kendi sahalarında sonuca gitme açısından pek bir sıkıntı çektikleri söylenemez. İlk 5'teki 4 takımdan 3'ünü puansız yollayıp sadece Trabzon ile berabere kaldılar. Oldukça parlak bir tablo. Bundan sonraki süreçte zorlu deplasman maçlarına çıkacaklar, şu ana kadar ligde yaşadıkları deplasman sıkıntısını aşamazlar ise bu tür galibiyetler ile yetinmek zorunda kalırlar.